24 Şub

BASIN TOPLANTISI: Brezilya’dan zorla taşınan 25 bin sığır için Mersin’deydik

19399005_10155580285718305_7781404013899316658_n

Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu’ndan gazeteci-yazar ve hayvan özgürlüğü aktivisti Zülâl Kalkandelen, Brezilya’dan Türkiye’ye zorla taşınan 25 bin sığır ile gerçekleri basın ve kamuoyunun gündemine taşımıştı. NADA adlı geminin, içindeki sığırlar ile Mersin Limanı’na yanaştığı gün, Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu ve Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) olarak, Mersin Gazeteciler Cemiyeti’nde bir basın toplantısı düzenleyerek, canlı hayvan ticaretinin derhal yasaklanmasını talep ettik ve topluma hayvanların yaşam haklarına saygı duyulması yönünde çağrı yaptık.

i-php

Basın toplantımıza, Mersin milletvekilleri Fikri Sağlar ve Serdal Kuyucuoğlu ve CHP Mersin İl Başkanı Adil Aktay, yönetim kurulu üyeleri ve partililerin yanı sıra Mersin Hayvan Dostları Derneği, Mersin Çevre Koruma Derneği gibi birçok sivil toplum kuruluşu ve Mersinliler katıldı.

Basın toplantımızdan önceki gün, Mersin Barosu, gemideki sığırların ulusal ve uluslararası mevzuata aykırı bir şekilde taşındığı gerekçesiyle Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuş ancak bu suç duyurusu adlî ve idarî makamları harekete geçirmemişti. Yüksek güvenlik tedbirleri ile korunan Mersin Limanı’na girişimiz ve NADA’daki hayvanların durumunu gözlemlememiz mümkün olamadı.

dwpjssgw4aanlln

Koordinatörümüz Burak Özgüner, NADA adlı geminin fizikî koşullarının uluslararası hayvan taşımacılığına uygun olmaması, gemide temel hayvan sağlığı prensiplerine dahi riayet edilmemesi, hayvanların yoğun işkence ve ağrı koşulları altında zorla taşınması ve Brezilya’daki yerel mahkemenin görevlendirdiği bağımsız teknik heyetin raporu hakkında basını bilgilendirdi.

Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu’ndan Zülâl Kalkandelen’in okuduğu basın açıklamasını kamuoyunun bilgisine sunuyoruz:

Bir süredir Türkiye’nin yurtdışından ithal ettiği canlı hayvanlar büyük bir zulme maruz bırakılarak, haftalarca süren gemi yolculukları ile başta Mersin olmak üzere farklı limanlara getiriliyor. Son olarak 25 bin 175 sığırı dün Mersin Limanı’na getiren NADA gemisi, içindeki vahim koşullar nedeniyle Brezilya’da yoğun kamuoyu tepkisi ve davalara konu olmuştur. Mahkemenin isteği doğrultusunda gemiye giren teknik ekibin yazdığı rapora eklenen fotoğraf ve videolar elimize ulaştığında ülkemiz kamuoyunun bilgisine sunduk. Söz konusu raporda, hayvanların aç ve susuz bırakılmaması, acı ve hastalığa maruz kalmaması, huzursuzluğa yol açacak bir ortamda tutulmaması, doğal davranışlarını yerine getirmesini engelleyecek bir fiziksel ortamda bulundurulmaması ve hayvanlara korku ve stres yaşatılmaması şeklindeki beş evrensel kurala uyulmadığı, canlı hayvan ticaretinin açık bir hayvan sömürüsü ve zulüm olduğu belirtiliyor.

NADA’ya istiflenen bu hayvanların yaşadığı eziyet daha başlangıçta Brezilya içerisinde tırlarla yaptıkları yolculukta başlıyor, gemiye zorla bindirilen hayvanlara elektroşok uygulandığına dair kanıtlar bulunuyor. Bu koşullarda hastalanan hayvanların bir kısmı yaşamını yitirdiği için, gemide kurulan bir düzenekte öğütülerek bir çöp gibi denize atılıyor. Bu manzara yaşadığımız bu çağda kabul edilebilir değildir. Bu nedenle biz hayvan özgürlüğünü savunan aktivistler olarak, canlı hayvan ticaretinin tamamı ile yasaklanmasını talep ediyoruz.

Bununla birlikte o gemilerdeki daracık alanlarda neredeyse üst üste bir ortamda, aç susuz hiçbir yaşamsal ihtiyaçları giderilmeden ve yaralanmaları, kemik kırılmalarını önleyecek hiçbir güvenlik tedbiri alınmaksızın taşınan hayvanların sağlıklı kalması mümkün olmadığından bu ticaret halk sağlığını da ciddi anlamda tehdit etmektedir. Nitekim NADA’da tutulan teknik raporda kendi dışkı ve idrarlarına bulanarak seyahat eden hayvanların yeminde bile dışkı kalıntıları tespit edilmiştir. NADA gemisinin limanda demirlemesiyle kenti saran yoğun kötü koku günlerce hissedilmekte, korkunç bir hava kirliliğine neden olan gemiden, etrafa bakteri yayılma olasılığı yüksek görülmektedir.

NADA gemisi hakkında, bütün bu nedenlerle Brezilya’da açılan dava sonucunda, mahkemenin durdurma kararı vermesine rağmen, siyaset ve ticaret el ele verip hukuku alt ederek geminin yola çıkması sağlanmış; Türkiye’de ise Mersin Barosu tarafından yapılan suç duyurusu, adli makamları harekete geçirememiş, gemide bağımsız bir heyetin inceleme yapmasına imkan tanınmamıştır.

Türkiye’nin taraf olduğu Hayvanların Uluslararası Nakliyat Sırasında Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’ne açıkça aykırı olan bu ticaret, 21. yüzyılda hayvan köleliğini devam ettirip insan sağlığını da hiçe saymakta, ekolojik felaketlere neden olmaktadır. Bu gemiler, ölüm gemileridir ve ölümden, işkenceden, hastalıktan başka bir şey getirmeyecektir. Yolculuk sırasında kaç hayvanın yaşamını yitirdikten sonra cesetlerinin öğütülerek denize savrulduğu bilinmemekte, bu vahşeti ortaya çıkaracak bir resmi bilgi de kamuoyu ile paylaşılmamaktadır.

Bu ne ilk ne de son ölüm yolculuğu olacaktır. 2018 yılı sonuna kadar, 975 bin canlı hayvanın dehşet verici koşullarda farklı ülkelerden Türkiye’ye taşınacağı bilgisi medyaya yansımıştır. Biz, başta Brezilya olmak üzere canlı hayvan ticareti yapan tüm ülkeleri kınıyor ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nı bu kanlı ticareti derhal durdurmaya çağırıyoruz. Türkiye kamuoyunu da hayvanlara karşı bu suçlara ortak olmamaya, duyarlı canlıların yaşam hakkına saygı duymaya davet ediyoruz.

Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu
Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM)

Zülâl Kalkandelen, “ölüm gemisi” NADA’daki işkence koşulları hakkında ARTI TV’ye konuştu.

Brezilya’dan Türkiye’ye deniz yoluyla taşınan hayvanlar tam 1 aydır yolda, çileleri Mersin Limanı’ndan sonra da devam etti. Hayvanların istiflenmiş hâlde işkence ile nasıl taşındığını Zülâl Kalkandelen ile kaydettik.

20 Oca

BASIN TOPLANTISI: Adalet Bakanlığı’nın Tasarısında Hayvanlara “Adalet” Yok!

imageedit_3_4381052497

Dört Ayaklı Şehir, Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu (HAYKONFED), Hayvanlara Adalet Derneği (HAD) ve Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) olarak, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde düzenlediğimiz ortak basın toplantısında, Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı “Hayvanları Koruma Kanunu ve Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” taslağına dair görüş ve eleştirilerimizi kamuoyu ile paylaştık.

imageedit_3_4381052497

Basın toplantısında Dört Ayaklı Şehir’den Başak Deniz Özdoğan, Hayvan Hakları İzleme Komitesi’nden Burak Özgüner, Hayvanlara Adalet Derneği’nden avukat Barış Kârlı ve Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu’ndan Timur Ugan konuştu. Basın açıklamasının ardından, basın mensuplarının sorularını cevaplandırdık.

Basın toplantısında okunan ve 60’tan fazla STK ve oluşumun imzaladığı deklarasyonun tam metni:

BASINA VE KAMUOYUNA,
19.01.2018

Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı yasa tasarısı taslağına sivil toplum kuruluşları olarak karşı çıkıyoruz.

Bu hâliyle tasarı, hayvanları ve onların haklarını korumaktan oldukça uzaktır. Tasarı, hukukî ve pratik anlamda çok sayıda muğlaklığı barındırmakta, vatandaşların anayasal haklarını sınırlandırmaktadır ve öngördüğü cezaların caydırıcı olmaması nedeni ile de günbegün artış gösteren toplumsal şiddeti önleyebilmek adına işlevsizliği ortada olan bir metindir.

1. Tasarı, belediyelerin sorumluluğunu göz ardı etmektedir ve bu durum belediyeler için cezasızlığa yol açacaktır.

Mevcut mevzuat kapsamında yerel yönetimlerin, hayvanların aşılarını, tedavilerini zaten yapması ve koruması gerekirken, hayvanları katleden belediye çalışanları ile emri veren yetkililer hakkında taslak metinde hiçbir düzenleme yapılmamıştır. Taslak bu hâliyle eksik kalmıştır. Orman ve Su İşleri İl Müdürlüklerinin mevcut mevzuatta bile belediyeler üzerinde idarî veya cezaî yaptırımı yoktur. Toplu ihlâl ve kıyımların başlıca faili olan yerel yönetimler, bu tasarıda cezaî kapsam dışı bırakılarak adeta zırhlandırılmışlardır. Cezaî yaptırım içermeyen yasa, caydırıcı ve önleyici olamaz; bir konu hakkında esas, zorunluluk ve yükümlülükler getirip karşılığında hiçbir yaptırım belirlemeyen yasa çalışması ne hayvanlara ne de topluma bir fayda sağlayabilir. Mutlaka yerel yönetimlerin, kamu görevlilerinin de cezaî sorumluluk altına alınmaları düzenlenmelidir.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın illerdeki taşra teşkilâtının, Hayvanları Koruma Kanunu yürürlüğe girdikten sonra, 14 senelik süre zarfında ölüm kampı şeklinde çalışan bakımevlerine sahip olan belediyelere dahi hiçbir yaptırım uygulamadığı, uygulamak istemediği çok iyi bilinmektedir. Bugüne dek bakanlığın, kanuna muhalefet eden belediye yöneticilerinin ve kamu görevlilerinin soruşturulması için savcılıklara bir kez bile başvurmadığı da bilinen bir gerçekliktir. Belgeler ile sabit olan bu gerçeklik karşısında, hayvanlara karşı suçların soruşturulması için Orman ve Su İşleri Bakanlığı’ndan yazılı başvuru şartı aranması keyfiyete, cezasızlığa yol açacak, belediyelerin yaptığı zehirlemeleri, kasıt ve ihmal ile ölüme sebebiyet verme vakalarını, toplu katliamları arttıracaktır.

2. Tasarıda öngörülen hapis cezaları, açılması muhtemel davaların çoğunda ertelenecek, adlî para cezasına çevrilecektir. Bu nedenle, cezaî müeyyideler caydırıcı değildir.

Basına yansıyan açıklamalarda 4,5 yıl hapis cezası öne çıkarılıyorsa da tasarı metninin tamamında görülmektedir ki “Sahipli veya sahipsiz hayvana acımasız ve zalimce muamelede bulunan veya eziyet eden ya da haklı bir neden olmaksızın öldürene 4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası” öngörülmüştür. Ancak birden fazla hayvanın öldürülmesi hâlinde cezalar artırılarak 4,5 yıla kadar hapis cezası uygulanabileceği düzenlenmiştir. Türk Ceza Kanunu’nda da tasarıda da “haklı bir neden olmaksızın” öldürme fiili açıklanmamıştır. Bizler, hukukun üstünlüğüne, ülkemizde hâlâ vicdanlı hâkimlerin varlığına inanan insanlar olsak da yasama çalışmasının, hele ki içinde işkence, öldürme gibi fiillere yaptırımların belirlendiği yasa yapım süreçlerinin bu şekilde işlememesi gerektiği kanaatindeyiz.

Hayvan hakları savunucuları ve hukukçular olarak talebimiz, hayvana yönelen şiddet eylemlerinin cezasının alt sınırının en az 3 yıl hapis cezası olmasıdır. Düzenleme bu şekilde yapılmalıdır ki failler, “iyi hâl indirimi”nden faydalanarak toplumumuzun içinde yaşayamasın.

Hayvanlara yönelik işlenen suçların, insanlara işlenen suçlar ve cezalar ile karşılaştırılması ise son derece yersizdir. Bakanlık ya da devlet, hayvanı düşünmese bile artan toplumsal şiddeti, sağlayamadığı toplumsal refahı düşünmelidir ve sosyal, hukuk devleti olarak yükümlülüğü olan toplumsal şiddeti önlemek adına taleplerimizi dikkate alarak, öznesi kim olursa olsun, işkenceye uğrayan, hakları gasp edilen, şiddete, tecavüze maruz bırakılan bireylerin yanında saf tutarak kanunî düzenlemeye gitmelidir. Tasarı bu hâliyle kanunlaştığı takdirde verilen adlî hapis cezaları para cezasına çevrilebilir, ertelenebilir ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. Dolayısıyla iki yılın altında verilecek cezalar, caydırıcılık bakımından yetersizdir.

Yıllardır yasak olmasına rağmen, gerek evcil gerekse yaban hayvanı satışı yapan, çeşitli hayvanları ölümüne dövüştüren, bunlar için yasadışı organizasyonlar düzenleyen ve hayvana işkence, kötü muamele edip bu fiillerin kayıtlarını internette yayınlayan kişiler etkin bir şekilde soruşturulmamakta ve cezalandırılmamaktadır. Hayvanlara yönelik işlenen suçlarda faillerin tespiti bu kadar zor iken, hatta suçun gerçekleştiğine, maddî unsurların her şekilde oluşmasına rağmen “beraat” kararı verilen davalar göz önünde bulundurulduğunda, bu cezaların uygulanabilirliği bu açıdan oldukça düşüktür.

3. Tasarıda “sahipli/sahipsiz” hayvan ayrımı kaldırılmış gibi gözükse de “sahipsiz” hayvanlara yönelik çoğu haksız fiilin yaptırımı, idarî para cezası olarak belirlenmiştir. Suçların soruşturulması için “Orman ve Su İşleri Bakanlığı’ndan yazılı başvuru” şartı aranması keyfî uygulamalara yol açacaktır.

Hayvan hakları konusunda, en asgarî mevzu “hayvanın”, acı çekme anlamında bizden hiçbir farkı olmayan bedeninin korunmasıdır. Yürürlükteki mevzuatta ve Türk Ceza Kanunu’nda sahipli-sahipsiz ayrımı sadece sahibinin mülkiyet hakkıyla güçlendirilen tali bir durumdur, doğrudan hayvanı koruyan bir hüküm değildir. Tasarı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın yazılı müracaatı şartı korunarak yasalaştığı takdirde, sahipli hayvanlar için hayvan sahiplerinin; sahipsiz hayvanlar için ise Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın müracaatı şartı aranacaktır. Bu durumda kişi kendi hayvanını öldürür, yaralar ya da hayvana eziyet ederse yargılanması mümkün olmayacaktır. Sahipsiz hayvanlara yönelen şiddet eylemleri açısından ise Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın iş yükü çok artacağı için, mevcut durumda bile talebe cevap veremeyen Bakanlığın bununla başa çıkamayacağı açıktır. Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın ne denetçi kadrosu ne de hukukçu kadrosu mevcuttur.

14 yıldır yürürlükte olan 5199 sayılı Kanunda belirtilmiş olan idarî para cezalarını kestirmek için bile defalarca başvuru yapmamız gerekirken, her hayvana şiddet eyleminde Bakanlığın şikâyetçi olacağını ve davayı takip edeceğini düşünmek, en iyi ifade ile hayalciliktir. Mevzuata göre, ister sahipli isterse sahipsiz olsun, hayvanlara yönelen her türlü şiddet eylemi için şikâyet şartı kaldırılmalıdır. Hayvanların yaşam hakkını güvence altına almayı amaçlayan bir düzenleme, insanların şikâyetçi olmaları şartına bağlanamaz. Konu cumhuriyet savcılıkları tarafından re’sen soruşturulmalı; bunun yanı sıra başta Türkiye Barolar Birliği, tüm il baroları hayvan hakları komisyonları, hayvan koruma ve hayvan hakları STK’leri ve gönüllüler bu aşamada şikâyetçi olabilmelidir. Yapılmak istenen düzenleme, başta Anayasamıza ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırıdır. Şikâyet konusu ile ilgili olarak, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nun kapsamlı bir açıklaması da bulunmaktadır.

4. Hayvana tecavüz suçtur; faillere ertelemesiz hapis cezası öngörülmelidir.

Yürürlükte bulunan Hayvanları Koruma Kanunu’nda, hayvana tecavüz ve diğer cinsel şiddet fiilleri, “hayvanla cinsel ilişki” olarak tanımlanmıştır ancak hayvanda rıza aranamayacağı için “hayvanla cinsel ilişki” diye bir tanımlamayı yapmak da imkânsızdır. Gündemde olan tasarıda da bu fiiller için 2.000 TL idarî para cezası öngörülmektedir. Hayvan bedeni ve psikolojisi üzerinde tarif edilemez yaralanmalara neden olan bu cinsel şiddet ve işkence fiili, idarî para cezası ile geçiştirilebilecek bir suç değildir.

Öte yandan, bakanlık taslağında “hayvana tecavüz” fiili açıktan suç olarak tanımlanarak cezalandırılmamıştır. Muhtemelen “kötü muamele” başlığı altında cezalandırılabileceği öngörülmüşse de şiddet uygulamadan tecavüz fiili uygulayan kişilerin de doğrudan bu fiillerden cezalandırılmaları kapsam dışı kalmıştır. Oysa ülke genelinde hayvanlara tecavüz çok sık görülen bir ihlâldir ve mutlaka alt sınırı 2 yıldan az olmayacak şekilde ayrı bir başlıkla cezai müeyyideye bağlanmalıdır. Taslak bu haliyle yasalaştığı takdirde hayvanlara tecavüz eden kimselere ceza verilmesi mümkün olmayacaktır. Hayvana tecavüz etmek zaten tartışmasız bir şiddet eylemi ve suçtur.

5. Hayvanlara karşı işlenen suçlar, tasarıda net olarak tanımlanmamıştır.

Yaralama, öldürme, eziyet, tecavüz, dövüştürme ve benzeri fiiller tek tek tanımlanmalı ve düzenlenmelidir. Bu maddeler insanlara yönelen şiddet eylemlerinde nasıl ayrı ayrı düzenlenmişse, hayvanlar için de öyle düzenlenmelidir. Ceza hukukunda suçta ve cezada kanunilik ilkesi vardır. Bu ilke gereğince, kanunun açıkça suç saymadığı bir konuda kimseye ceza uygulanamaz; kıyas yasaktır. Her fiilin tanımı ve kapsamı net olarak belirlenmeli, cezaları ayrı ayrı ve açıkça belirtilmelidir ki uygulamada karmaşa yaşanmasın. Mevcut taslakta bu düzenleme muğlak kalmıştır.

6. Tasarıdaki idarî para cezaları yetersiz ve orantısızdır.

Taslak ile değiştirilmek istenen idarî para cezalarının miktarları orantısız bir şekilde belirlenmiş olup bu cezalar, hayvan hakları ihlâllerini engellemek açısından oldukça yetersizdir. Belediyelerin ve kamu kurumlarının sık sık şikâyet ettiği ve sorun olarak gördüğü “sokak hayvanı popülasyonu”nun artması konusunda birincil faktörlerden olan hayvan terk etme fiili için 700 TL idarî para cezası öngörülmesinin, hayvanları birer “mal” olarak görüp satın aldıktan sonra sokağa, ormana terk eden şahısları engelleyemeyeceği açıktır. Hayvanları koruma maksadı ile hazırlandığı iddia edilen bu taslakta, “terk etme” fiili için iki kat dahi artışa gidilmemiştir.

Taslakta, hayvanlara işkence yapan, tecavüz eden faillere 2000 TL; sahipsiz hayvanları öldüren faillere ise 4000 TL idarî para cezası öngörülmüş ve bu ceza, şu anda olduğu gibi, KAÇ HAYVANA İŞKENCE EDİLDİĞİ YA DA KAÇ HAYVANIN ÖLDÜRÜLDÜĞÜNE BAKILMAKSIZIN uygulanacaktır; yani ceza, hakları ihlâl edilen hayvan başına uygulanmayacaktır. Mevcut Kanunda yasak olarak belirlenen haksız fiiller ile taslaktaki idarî para cezaları karşılaştırıldığında, ciddi bir orantısızlık olduğu ve bu orantısızlığın da kanunun maksadı ve lafzı ile belirgin şekilde çeliştiği görülmektedir. Bu haliyle tasarıda yer alan idarî para cezaları, hayvanlara karşı işlenen suçların önüne kesinlikle geçemeyecek, 2000 TL’si olan her şahsa, istediği kadar hayvana dilediğince tecavüz etme, işkence etme hakkını tanıyacaktır.

Taslakta belirlenen idarî para cezası miktarları ile, yürürlükteki 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yer alan idarî para cezalarının 2018’de uygulanan miktarları karşılaştırıldığında, bu yaptırımlarda dahi hayvanların lehine bir artışa gidilmediği bariz bir şekilde görülmektedir.

7. Tasarı, hayvan hakları konusunda Türkiye’yi geriye götürmüştür.

24. yasama döneminde, Türkiye birçok dünya ülkesini haklar bağlamında geride bırakarak yunus parkları, hayvanlı sirkler, hayvanat bahçeleri, petshoplar, hayvan üretimi ve satımı, hayvan deneyleri konularında, parlamento düzeyinde birçok tartışma yapmış ve önemli kararlar almıştır. Ancak görüyoruz ki Adalet Bakanlığı’nın hazırlamış olduğu bu tasarı, parlamentoda tartışılan ve karara bağlanan konu başlıkları görmezden gelinerek hazırlanmıştır. Ülkemizde yunus parkları, hayvanlı sirkler, hayvan deneyleri, petshoplar, faytonlar ve benzeri hayvanların esir edildiği, sömürüldüğü tesisler olduğu sürece hayvanlara adaletin, huzurun gelmeyeceği ortadadır. Bahsettiğimiz yasama çalışmaları görmezden gelinerek, tasarının hak ve hukuk nosyonundan uzak bir şekilde kaleme alınarak tartışmaya açılması, başta parlamentonun emeğine, konumuna büyük bir saygısızlıktır. Bu nedenle, tasarı hazırlanırken, ülkemizin birçok ülkeye örnek olacak şekilde tartışarak karar aldığı hususların da dikkate alınması gerekmektedir. Sektörü, tesisi neresi olursa olsun, tasarı, hakları gasp edilen tüm hayvanları kapsayacak şekilde hazırlanmalıdır. Mezbahaya, kesime sevk edilirken işkence gören inek de; yunus parkında sistematik işkence ve esarete tâbi tutulan yunus da; faytonlarda sömürülürken çatlayarak can veren at da; barınaklarda ya da sokaklarda yaşam savaşı verirken zehirlenerek yaşam hakkı gasp edilen köpek de; kapalı kapılar ardında, laboratuvarlarda rutin şiddete maruz bırakılan tavşan da koruma altına alınmalıdır. Mevzuat ile hayvanların şiddetsiz bir şekilde yaşama hakları teminat altına alınmalıdır. Türü ne olursa olsun, bir hayvana işkence eden tüm failler ertelemesiz bir şekilde hapis cezası ile yargılanmalıdır. Bu yapılmadığı sürece, ülkemizdeki toplumsal şiddet de engellenemeyecektir.

SONUÇ: Tasarı, hayvanlara gerçekten koruma sağlayacak şekilde düzenlenmelidir.

Basında yer bulan ve ülkemizdeki haklara, yaşama saygılı, duyarlı insanlara “müjde” olarak duyurulan taslak, ne yazık ki hayvanların sorunlarını çözemeyecek, onlara karşı işlenen suçları engelleyemeyecektir. Yukarıda yer verdiğimiz başlıklar kapsamında, “hayvan”, “suçlar”, “cezalar”, “suçun failleri”, “idarî ve adli soruşturma-kovuşturma yolları” konularının muğlaklıktan uzak, herkesin anlayabileceği ve kolaylıkla adalete ulaşabileceği şekilde net olarak tanımlanmasını ve tasarının, ülkemizi de bağlayan “Paris İlkeleri” ve “Sivil Toplumun Karar Verme Sürecine Katılımıyla İlgili İyi Uygulama İlkeleri” de dikkate alınarak ve Türkiye Barolar Birliği’nin, baroların hayvan hakları komisyonlarının ve sivil toplum kuruluşlarının görüşleri de gözetilerek, hayvanlara gerçekten koruma sağlayacak şekilde düzenlenmesini talep ediyoruz.

BASIN TOPLANTISINI DÜZENLEYENLER ve DEKLARASYON ÇAĞRICILARI:

Dört Ayaklı Şehir

Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM)

Hayvanlara Adalet Derneği (HAD)

Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu (HAYKONFED)

Söz konusu tasarı ile ilgili yaptığımız medya iletişim çalışmalarının yansımaları:
Durum kötüye gidiyor / Hürriyet / 20 Ocak 2018
‘Adalet Bakanlığı’nın sunduğu tasarıda, hayvanlara adalet yok’ / BirGün / 20 Ocak 2018
‘Anayasa’ sahiplendi / Hürriyet / 19 Ocak 2018
“Hayvan Koruma Kanunu Tasarısı Cezai Yaptırımdan Uzak” / bianet / 19 Ocak 2018
‘Adalet Bakanlığı’nın tasarısında hayvanlara adalet yok’ / Mezopotamya Ajansı / 19 Ocak 2018
Hayvan hakları kuruluşlarından tepki: Hayvanlara adalet getirmeyecek / ABC Gazetesi / 19 Ocak 2018
‘Hayvanlara yönelik şiddete karşı cezalar yetersiz’ / JinNews / 19 Ocak 2018
Hayvana işkenceye 10 taksit cezalı yasa / ETHA / 17 Ocak 2018
Hayvanları Koruma Tasarısı Ne Getiriyor? Hak Savunucuları Nasıl Yorumluyor? / bianet / 17 Ocak 2018
Hayvan hakları savunucularından taslağa itiraz / Hürriyet / 13 Ocak 2018
Hayvana Tecavüze Yine Hapis Yok: Tüm Gerçekleriyle Yasa Tasarısı / Ajanimo / 11 Ocak 2018
‘Hayvanlara işkenceye verilecek cezalar caydırıcı değil’ / Evrensel / 10 Ocak 2018
18 Oca

Norveç Kürk Üretimini Tamamen Yasaklıyor

26231287_10214229824916068_435497407767925214_n

Uzun yıllardır hayvan hakları için mücadele eden Norveç Hayvan Hakları Örgütü (NOAH), Norveç’in kürkçülük faaliyetlerini tamamen yasaklayacağını duyurdu. Örgüt, açıklamasında 30 yıldan uzun süredir bunun için savaştıklarını, ancak bu sevindirici habere rağmen mücadelenin hız kesmeden devam edeceğini belirtti.

norvecsonunda-kurk-ciftliklerini-yasaklama-karari-aldi

Açıklamaya göre 2025’te yürürlüğe girecek tasarıyla beraber, ülkedeki tüm kürk çiftlikleri de kapanacak. Yasağın kürk satışlarını nasıl etkileyeceği (Norveç’in satışları durdurup durdurmayacağı) ise şu an belirsiz.

Animal Society Right’ın başkanı Camilla Björkbom, kararı Norveç’in komşu ülkelerindeki uygulamalarla kıyasladığı açıklamasında “İsveç hükumetinin ülkedeki kürk çifliklerinde bulunan vizonların yaşam şartlarına yönelik yaptığı soruşturma teklifini olumlu değerlendiriyoruz; ancak bugün Norveç kürkçülüğün yasaklanabileceğini gösterdi. Yasak, yalnızca Norveç’in henüz doğmadığı için kürkü için öldürülmemiş hayvanları için iyi bir haber değil, aynı zamanda İsveç ve başlatmaya hazırlandığı soruşturmaya için örnek teşkil edecek bir karar” diyerek kararın önemini vurguladı.

26734018_10155992311754509_6113012875145605403_n

Sınırları içinde 300’ün üzerinde kürk çiftliği bulunan ve her yıl 700 bin vizon ve 110 bin tilkinin yalnızca kürkleri için yetiştirilip katledildiği Norveç, bu rakamlarla dünyanın en büyük kürk üreticisi Çin’le rekabet edemese de oldukça büyük bir üretici.

Björkbom, “Norveç, bugün kürk üretimini durduran ve sayıları git gide artan Avrupa ülkelerine verilen bu mesajı konuşuyor. Çek Cumhuriyeti ve Almanya da, 2017 yılında kürk çiftliklerini kapatmaya karar verdi” diye ekledi. 2017 yılının başında kürk üretimini yasaklayan bu iki ülke, çok önemli bir örnek teşkil etti.

26231287_10214229824916068_435497407767925214_n

Her ne kadar 2025 uzak bir tarih ve bu kararla umulandan azı başarılmış gibi görünse de, yasağın düne kadar söz konusu bile olmadığı ve sorunun ele alınması gereken çok sayıda ülke daha olduğu düşünülünce, karar iyi bir başarı sayılır.

Kürk çiftliklerinde hayat cehennemden farksız. Neyse ki, Norveç de bu yanlışa daha fazla ortak olmayarak hayvan haklarını savunan diğer ülkelerin arasına katıldı. Yasağa ilişkin bilgi aktivizm sitelerince büyük ölçüde teyit edilmiş olmakla beraber olası gelişmeleri sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.

Çeviri: Naz Başak Günday, HAKİM gönüllüsü

Kaynak: LIVEKINDLY

Haber: Buffy Flores (Serbest yazar, Philadelphia)

08 Oca

ZİYARET: İBB Meclisi’nde tekrar CHP Grubu ile görüştük

Dört Ayaklı Şehir, Göktürk Hayvan Sevenler Derneği, Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) ve Hayvanlara Adalet Derneği (HAD) üyelerinden oluşan heyet, İstanbul genelindeki sokak hayvanlarının sorunları ile ilgili olarak, bugün İBB Meclisi toplantısı öncesinde, İBB Meclisi CHP Grubu ile tekrar bir araya geldi.

whatsapp-image-2018-01-08-at-17-41-514
Yapılan görüşmelerde,

– Sokak hayvanlarının yoğun olarak toplandığı, İBB’nin ve bazı ilçe belediyelerinin yaptığı yoğun köpek toplamaları sırasında ölüme varan çok sayıda hak ihlalinin yaşandığı,

– Belediyeler tarafından ormanlara terk edilen hayvanların dahi, olağandışı olarak kaybedildiği/yok edildiği,

– İstanbul genelinde sokak hayvanlarının merkezi olarak Kısırkaya’da toplanması ile hak ihlallerinin arttığı ve hayvanların takibinin zorlaştığı konularına değinilmiştir.

– Kasım sonunda, İBB Veteriner Hizmetleri Müdürlüğü tarafından hazırlanarak, “meclis kararı alınması” talebi ile İBB Başkanlık Makamı’na sunulan, İBB ve ilçe belediyeleri arasında, Kısırkaya toplama kampının kullanılması için “ortak hizmet protokolü”ne destek vermemeleri, İBB Meclisi CHP Grubu’ndan net bir şekilde talep edilmiştir.

whatsapp-image-2018-01-08-at-17-41-512
Mevzuata aykırılığı mahkemenin “iptal” kararı ile tescillenmiş olan Kısırkaya toplama kampının, İstanbul gibi bir metropolün neredeyse her noktasına uzaklığı nedeniyle, hasta ya da kazazede birçok hayvan, yolda yaşamını yitirmekte; bu uzun mesafeli nakil süreci hayvanlara eziyet olarak geri dönmektedir. Talebimiz en başından beri nettir: Merkezi, dev, kontrol ve sivil denetimi imkansız tesisler değil, hayvanlara hakları olan birer canlı muamelesinin yapıldığı, hayvan sağlığı prensiplerinin önemsendiği, şeffaf, mahalli düzeyde bakımevleri istiyoruz.

Bu protokolün desteklenmesi ya da protokolün öneriler ile geliştirilmesi, İstanbullu sokak hayvanlarının sorunlarını çözmeyecektir. Kısırkaya’nın merkezileştirilmesi niyetinin sonuçlarının ne olacağını görmek için, İBB ve ilçe belediyeleri işbirliği ile hayvanlara yönelik uygulamalara bakılması yeterlidir. Sokak hayvanları, mahalle sakinleridir. Onları türlü bahane ve iddialar ile sokaklardan sürekli olarak koparmak yerine, bütçenin hayvanların korunması, yaşatılması için harcanması durumunda, hayvanların sorunları çözülecek, biz hayvan korumacıların, hayvan hakları aktivistlerinin eleştirilerinin büyük bir çoğunluğu da ortadan kalkacaktır.

07 Oca

Eyüpsultan Belediyesi’nin Köpek Toplamalarına İlişkin Bilgilendirme

26219836_1705588349485330_1582464067385210306_n

Dört Ayaklı Şehir, Hayvanlara Adalet Derneği (HAD), Hayvan Hakları ve Etiği Derneği ve Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) üyelerinden, avukatlardan oluşan heyet, dün Göktürk Hayvan Sevenler Derneği ile bir araya gelmiştir.

26219836_1705588349485330_1582464067385210306_n

Toplantıda, haklara saygılı her insanın vicdanını yaralayan Eyüp Belediyesi’nin, her türlü kamuoyu tepkisine rağmen, halen büyük bir umursamazlıkla sürdürdüğü köpek toplamaları konusu görüşülmüştür. Toplantının detaylarını kamuoyu ile paylaşıyoruz:

– İlk olarak, Eyüp Belediyesi Veterinerlik İşleri Müdürlüğü’nün köpek toplamaları ve buna bağlı olarak yaşanan olaylara (provoke edilen bazı yerel işletme çalışanlarının gönüllülere saldırması ve gönüllüleri tehdit etmesi, bölgedeki bir dernek gönüllüsünün yolunun kesilerek tehdit edilmesi vb.) dair tanıklıkları dinledik.

– Eyüpsultan Belediyesi, bölgedeki gönüllüler ve Göktürk Hayvan Sevenler Derneği yetkilileri ile iki toplantı düzenlemiş; üçüncü toplantı için de randevu vermiş ancak bu toplantı iptal edilerek, üçüncü randevu tarihinden hemen bir gün önce, sokak köpekleri, gönüllülere hiçbir açıklama yapılmadan toplanmaya başlanmıştır.

– Eyüp Belediyesi’nin 24 Ekim’de, sokak hayvanlarına saldırı olarak tanımladığımız toplama faaliyetleri halen sürmekte, sadece Göktürk’ten toplanan ve % 90’ı kısır olduğu belirtilen 300 civarında köpek, Kısırkaya toplama kampında yasadışı olarak alıkonulmaktadır. Eyüp Belediyesi, web sitesi kanalı ile, halihazırda büyük bir çoğunluğu kısır olan köpeklerin kısırlaştırıldığını duyurmaktadır. Bu köpeklerin, hangi gerekçeler ile alıkonulduklarına dair Eyüp Belediyesi, mevzuata ve mantığa uygun herhangi bir açıklama yapamamaktadır.

– Ormanlık alanlarda yaşam mücadelesi veren 400 civarındaki köpekten, sadece 50 civarında köpek kaldığı ifade edilmiştir. Kısırlaştırma iddiası ile toplama yapan Eyüp Belediyesi’nin, yavrulu bir anne köpeğin yavrularını alarak ormana terk ettiği, anne köpeği de kısırlaştırmak için almayıp sokakta bıraktığı bildirilmiştir. Terk edilen yavru köpeklerin tamamı ölmüştür.

– Gönüllüler, bölgeden toplanan köpeklerin, ilçenin çok farklı yerlerine bırakıldığını bildirmiştir. Bu da yaşam alanlarından koparılan ve hiç bilmedikleri mahallere bırakılan sokak köpeklerinin, eski yaşam alanlarına dönmeleri sırasında, yollarda ölmeleri anlamına gelmektedir.

– Eyüp Belediyesi’nin, büyük hayati riskler barındıran anestezik madde ile köpek toplamaları sırasında, 2 köpek sokakta; 2 köpek ise İBB’nin Kısırkaya toplama kampında yaşamını yitirmiştir. Bölgedeki gönüllüler, toplamalar sırasında hayvanları korumak ve belediyenin bu faaliyetinden kaynaklanan, hayvanların sağlığı açısından hayati riskleri bertaraf etmek için ciddi bir maddi külfetin altında bırakılmıştır. Belediyenin bu faaliyetinden doğan maddi külfete ilişkin tüm belgeler toplanmakta, gerektiğinde kullanılmak ve yargıya, resmi otoritelere sunulmak üzere faturalandırma yapılmaktadır.

– Eyüp Belediyesi’nce, Kemerburgaz’dan topladığı ifade edilen 200 civarında köpeğin geri bırakıldığı gönüllülere ifade edilmiş ancak Kemerburgaz’da yaşayan sokak köpekleri, eski yaşam bölgelerinde bulunamamaktadır.

– Eyüp Belediyesi’nin, bilgi edinme talebi ile kendisine başvuran vatandaşlara ve kamuoyuna yaptığı açıklamalarda bilimsel olduğu iddia edilen uygulamaların, bilimselliği bulunmamaktadır. Yine söz konusu açıklamalarda belirsizlikler mevcut olup yapılan toplama işlemlerinin rastgele, plansız ve programsız, hayvanların yaşamını, sağlık durumlarını hiçe sayarak yapıldığı ortadadır.

– Belediye tarafından yapılan açıklamada, bölgedeki ısırık vakalarının 1000’i geçtiği ifade edilmektedir. Bu iddianın tespiti ve teyidi amacı ile, ilgili sağlık kuruluşları ve İl Sağlık Müdürlüğü’ne başvuruda bulunularak, bölgede kaç kişinin ısırıldığı, bu kişilerin kaçına yasal prosedür gereği aşı programı uygulandığı soruşturulacaktır.

– Eyüp Belediyesi yetkililerinin, köpek toplamalar ile ilgili haksız fiilleri konusunda yapılan suç duyuruları birleştirilmiş, soruşturma devam etmektedir. Dosya kapsamında, soruşturma izni için savcılık tarafından İçişleri Bakanlığı’na başvurulmuştur. Soruşturma izni konusunda, İçişleri Bakanlığı’nın ilgili birimi ile görüşülecektir.

– Soruşturma kapsamındaki deliller toplanmaya devam edilmektedir. Bu süreçte delillerin tespiti ve toplanması ile ilgili bilgiler ve girişimler, Eyüp Belediyesi’nin muhtemel karşı girişimleri dikkate alınarak paylaşılmayacaktır.

– HAYKONFED, İl Hayvanları Koruma Kurulu’na şifahi olarak öneride bulunarak, Eyüp Belediyesi’nin köpek toplamalarının gündeme alınmasını istemiş ancak İl Kurulu sekreteryası, bu talebi geçiştirmiştir. İl Kurulu üyesi STK’lere ve İstanbul’daki tüm STK’lere çağrıda bulunularak, sokak hayvanlarına saldırı niteliği taşıyan, hiçbir vicdani, yasal, mantıksal açıklaması olmayan, Eyüp Belediyesi’nin bu faaliyetlerinin İl Kurulu gündemine alınması ve müzakere edilmesi talep edilecektir.

– Yapılan toplamalara ilişkin olarak, Orman ve Su İşleri Bakanlığı İstanbul Şube Müdürlüğü’ne yapılan başvurular ısrarla yanıtsız bırakılmaktadır. Eyüp Belediyesi’ne herhangi bir idari soruşturma açılmamış olup yanıtsız bırakılan başvurular TBMM Dilekçe Komisyonu’na taşınacaktır.

– Eyüp Belediye Başkanı Av. Remzi Aydın, “Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” hükümlerini ihlal ettiği gerekçesi ile Kamu Görevlileri Etik Kurulu’na şikayet edilecektir.

– Konu, İBB Meclisi’ne taşınmış; hazırladığımız soru önergeleri İBB Meclisi üyelerine teslim edilmiştir. Yarınki İBB Meclis toplantısında, yine İBB’ye gidilecek ve meclis üyeleri ile görüşülecektir.

– Yapılan toplamalar, TBMM gündemine taşınmıştır. Konunun parlamento gündeminde güncel tutulması ile milletvekilleri ile görüşülecektir.

Bir kez daha ifade etmek isteriz ki Eyüpsultan Belediyesi’nin yaptığı köpek toplamalarını, ne mevzuat ne vicdan ne de mantık dahilinde açıklayabiliyoruz. Sürecin takipçisi olduğumuzu ve olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.

07 Oca

TOPLANTI: EyüpSultan Belediyesi’nin Köpek Toplamaları Hakkında

Dört Ayaklı Şehir, Hayvanlara Adalet Derneği (HAD), Hayvan Hakları ve Etiği Derneği ve Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) üyelerinden, avukatlardan oluşan heyet, dün Göktürk Hayvan Sevenler Derneği ile bir araya gelmiştir.

26219836_1705588349485330_1582464067385210306_n

Toplantıda, haklara saygılı her insanın vicdanını yaralayan Eyüp Belediyesi’nin, her türlü kamuoyu tepkisine rağmen, halen büyük bir umursamazlıkla sürdürdüğü köpek toplamaları konusu görüşülmüştür. Toplantının detaylarını kamuoyu ile paylaşıyoruz:

– İlk olarak, Eyüp Belediyesi Veterinerlik İşleri Müdürlüğü’nün köpek toplamaları ve buna bağlı olarak yaşanan olaylara (provoke edilen bazı yerel işletme çalışanlarının gönüllülere saldırması ve gönüllüleri tehdit etmesi, bölgedeki bir dernek gönüllüsünün yolunun kesilerek tehdit edilmesi vb.) dair tanıklıkları dinledik.

– Eyüpsultan Belediyesi, bölgedeki gönüllüler ve Göktürk Hayvan Sevenler Derneği yetkilileri ile iki toplantı düzenlemiş; üçüncü toplantı için de randevu vermiş ancak bu toplantı iptal edilerek, üçüncü randevu tarihinden hemen bir gün önce, sokak köpekleri, gönüllülere hiçbir açıklama yapılmadan toplanmaya başlanmıştır.

– Eyüp Belediyesi’nin 24 Ekim’de, sokak hayvanlarına saldırı olarak tanımladığımız toplama faaliyetleri halen sürmekte, sadece Göktürk’ten toplanan ve % 90’ı kısır olduğu belirtilen 300 civarında köpek, Kısırkaya toplama kampında yasadışı olarak alıkonulmaktadır. Eyüp Belediyesi, web sitesi kanalı ile, halihazırda büyük bir çoğunluğu kısır olan köpeklerin kısırlaştırıldığını duyurmaktadır. Bu köpeklerin, hangi gerekçeler ile alıkonulduklarına dair Eyüp Belediyesi, mevzuata ve mantığa uygun herhangi bir açıklama yapamamaktadır.

– Ormanlık alanlarda yaşam mücadelesi veren 400 civarındaki köpekten, sadece 50 civarında köpek kaldığı ifade edilmiştir. Kısırlaştırma iddiası ile toplama yapan Eyüp Belediyesi’nin, yavrulu bir anne köpeğin yavrularını alarak ormana terk ettiği, anne köpeği de kısırlaştırmak için almayıp sokakta bıraktığı bildirilmiştir. Terk edilen yavru köpeklerin tamamı ölmüştür.

– Gönüllüler, bölgeden toplanan köpeklerin, ilçenin çok farklı yerlerine bırakıldığını bildirmiştir. Bu da yaşam alanlarından koparılan ve hiç bilmedikleri mahallere bırakılan sokak köpeklerinin, eski yaşam alanlarına dönmeleri sırasında, yollarda ölmeleri anlamına gelmektedir.

– Eyüp Belediyesi’nin, büyük hayati riskler barındıran anestezik madde ile köpek toplamaları sırasında, 2 köpek sokakta; 2 köpek ise İBB’nin Kısırkaya toplama kampında yaşamını yitirmiştir. Bölgedeki gönüllüler, toplamalar sırasında hayvanları korumak ve belediyenin bu faaliyetinden kaynaklanan, hayvanların sağlığı açısından hayati riskleri bertaraf etmek için ciddi bir maddi külfetin altında bırakılmıştır. Belediyenin bu faaliyetinden doğan maddi külfete ilişkin tüm belgeler toplanmakta, gerektiğinde kullanılmak ve yargıya, resmi otoritelere sunulmak üzere faturalandırma yapılmaktadır.

– Eyüp Belediyesi’nce, Kemerburgaz’dan topladığı ifade edilen 200 civarında köpeğin geri bırakıldığı gönüllülere ifade edilmiş ancak Kemerburgaz’da yaşayan sokak köpekleri, eski yaşam bölgelerinde bulunamamaktadır.

– Eyüp Belediyesi’nin, bilgi edinme talebi ile kendisine başvuran vatandaşlara ve kamuoyuna yaptığı açıklamalarda bilimsel olduğu iddia edilen uygulamaların, bilimselliği bulunmamaktadır. Yine söz konusu açıklamalarda belirsizlikler mevcut olup yapılan toplama işlemlerinin rastgele, plansız ve programsız, hayvanların yaşamını, sağlık durumlarını hiçe sayarak yapıldığı ortadadır.

– Belediye tarafından yapılan açıklamada, bölgedeki ısırık vakalarının 1000’i geçtiği ifade edilmektedir. Bu iddianın tespiti ve teyidi amacı ile, ilgili sağlık kuruluşları ve İl Sağlık Müdürlüğü’ne başvuruda bulunularak, bölgede kaç kişinin ısırıldığı, bu kişilerin kaçına yasal prosedür gereği aşı programı uygulandığı soruşturulacaktır.

– Eyüp Belediyesi yetkililerinin, köpek toplamalar ile ilgili haksız fiilleri konusunda yapılan suç duyuruları birleştirilmiş, soruşturma devam etmektedir. Dosya kapsamında, soruşturma izni için savcılık tarafından İçişleri Bakanlığı’na başvurulmuştur. Soruşturma izni konusunda, İçişleri Bakanlığı’nın ilgili birimi ile görüşülecektir.

– Soruşturma kapsamındaki deliller toplanmaya devam edilmektedir. Bu süreçte delillerin tespiti ve toplanması ile ilgili bilgiler ve girişimler, Eyüp Belediyesi’nin muhtemel karşı girişimleri dikkate alınarak paylaşılmayacaktır.

– HAYKONFED, İl Hayvanları Koruma Kurulu’na şifahi olarak öneride bulunarak, Eyüp Belediyesi’nin köpek toplamalarının gündeme alınmasını istemiş ancak İl Kurulu sekreteryası, bu talebi geçiştirmiştir. İl Kurulu üyesi STK’lere ve İstanbul’daki tüm STK’lere çağrıda bulunularak, sokak hayvanlarına saldırı niteliği taşıyan, hiçbir vicdani, yasal, mantıksal açıklaması olmayan, Eyüp Belediyesi’nin bu faaliyetlerinin İl Kurulu gündemine alınması ve müzakere edilmesi talep edilecektir.

– Yapılan toplamalara ilişkin olarak, Orman ve Su İşleri Bakanlığı İstanbul Şube Müdürlüğü’ne yapılan başvurular ısrarla yanıtsız bırakılmaktadır. Eyüp Belediyesi’ne herhangi bir idari soruşturma açılmamış olup yanıtsız bırakılan başvurular TBMM Dilekçe Komisyonu’na taşınacaktır.

– Eyüp Belediye Başkanı Av. Remzi Aydın, “Kamu Görevlileri Etik Davranış İlkeleri ile Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” hükümlerini ihlal ettiği gerekçesi ile Kamu Görevlileri Etik Kurulu’na şikayet edilecektir.

– Konu, İBB Meclisi’ne taşınmış; hazırladığımız soru önergeleri İBB Meclisi üyelerine teslim edilmiştir. Yarınki İBB Meclis toplantısında, yine İBB’ye gidilecek ve meclis üyeleri ile görüşülecektir.

– Yapılan toplamalar, TBMM gündemine taşınmıştır. Konunun parlamento gündeminde güncel tutulması ile milletvekilleri ile görüşülecektir.

Bir kez daha ifade etmek isteriz ki Eyüpsultan Belediyesi’nin yaptığı köpek toplamalarını, ne mevzuat ne vicdan ne de mantık dahilinde açıklayabiliyoruz. Sürecin takipçisi olduğumuzu ve olacağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.

20 Ara

SÖYLEŞİ: Hayvan Özgürlüğü, Veganizm ve Şiddetsizlik Üzerine Konuştuk

25497961_2043922349212685_2218253733106688188_n

Bu ay, iki ayrı yerde, hayvan özgürlüğü ve veganizm üzerine konuştuk; verdiğimiz mücadeleyi anlattık.

Bilgi Üniversitesi’nde, İletişim Fakültesi, Halkla İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Bârika Göncü’nün verdiği “İnsan-Hayvan Etkileşimi” dersindeydik. Derste, hayvan özgürlüğü, veganizm, hayvan hakları için verdiğimiz hukuk mücadelesi, diğer toplumsal hareketler ile kurduğumuz ilişkiler üzerine konuştuk ve raporladığımız, takibini yaptığımız vakalar üzerinden hayvan hakları ihlallerini anlattık. Davet için Bârika Göncü’ye ve bizi dinleyen öğrencilere teşekkür ederiz.

20171211_162820
Şiddetsizlik Eğitim ve Araştırma Merkezi ve Düşünce Suçu’na Karşı Girişim’in ortaklaşa düzenlediği şiddetsiz eylem atölyelerinin dokuzuncusunda ise Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nden Özge Özgüner ile “veganlık ve şiddetsizlik” üzerine konuştuk.

25497961_2043922349212685_2218253733106688188_n

Veganlığı hayvan hakları, iktidar, cinsiyet ve tür ayrımcılığı üzerinden ele aldık. 2016 hayvan hakları ihlalleri raporumuzun infografikleri üzerinden hayvan sömürüsü, zulmü ve soykırımının ne denli korkunç boyutlarda gerçekleştiğini aktardık.

25396288_2043922335879353_4993796282103855296_n
Şiddetsiz bir dünya arzulayan, arayan ve kendisi dışındaki hayvanları da önemseyen insanlar ile birlikte olmaktan mutluluk duyduk. Atölyeyi düzenleyen Şiddetsizlik Eğitim ve Araştırma Merkezi ile Düşünce Suçu’na Karşı Girişim’e ve atölyeye değerli görüşleri ile katkı sunan tüm katılımcılara teşekkürler.

16 Ara

ZİYARET: İBB Meclisi’nde CHP Grubu ile Görüştük

img-7157

Dört Ayaklı Şehir, İstanbul Kent Savunması ve Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) üyelerinden oluşan heyet, İBB Meclisi’nde CHP grubu ile görüştü.

img-7157

Kısırkaya toplama kampı, genişletilmek istenen Hasdal tesisi, Tepeören projesi ve soykırım boyutlarında gerçekleşen İstanbul genelindeki köpek toplamalarını konuştuk. Bu konulardaki bilgi ve belgeleri meclis üyeleriyle paylaştık ve hazırladığımız soru önergesi taslaklarını meclis üyelerine teslim ettik.