Hakkımızda

Hayvan Hakları İzleme Merkezi (HAKİM), Türkiye’de ilk defa hayvan hakları ihlâllerinin derlenmesi, arşivlendirilmesi, izlenmesi ve raporlandırılması için, Hayvan Hakları İzleme Komitesi ile Hayvan Haklarını Koruma ve Geliştirme Derneği’nde gönüllü çalışan vegan hayvan özgürlüğü aktivistleri tarafından yürütülen bir sivil toplum çalışmasıdır. HAKİM, dünyadaki ve Türkiye’deki hayvan hakları ile ilgili gelişmeleri de takip eder.

Bu çalışma ile, Türkiye’de çok modern ve yeni bir nosyon olan hayvan hakları ve hayvan özgürlüğünün duyurulması, tür ve ırk ayırt etmeden, hayvanların var oluştan sahip oldukları bilincinin toplumda oluşturulması ve gerek ulusal gerekse uluslararası mevzuat ile güvence altına alınan hayvan haklarının uygulanabilirliğinin arttırılması ve geliştirilmesini sağlamaya çabalıyoruz.

HAKİM’in hak kavramına yaklaşımı:

Hayvanlar, hakları olan, hissedebilen canlılardır. Hiçbir hayvanın hakkı, insan da dâhil olmak üzere diğer bir hayvanın hakkından değersiz ya da değerli değildir.

Türkiye’de, hayvan hakları denildiğinde, akla ilk olarak kediler, köpekler, kuşlar geliyor, mezbahalardan süt çiftliklerine; hayvanat bahçelerinden hayvanlı sirklere, yunus/deniz memelileri gösteri parklarına; deney laboratuvarlarından üretim çiftliklerine, hayvanların yaşamın her alanında ve saniyesinde sömürüldüğü ve katledildiği bilumum tesiste hakları ihlâl edilen hayvanlardan ne yazık ki bahsedilmiyor.

Hayvan Hakları İzleme Merkezi, mevzuatla güvence altına alınıp alınmadığına bakmaksızın, hâlihazırda birçok hakka sahip olan hayvanların, başta yaşam hakları olmak üzere tüm haklarını gerektiği gibi kullanabilmelerini sağlamayı amaçlar, bu haklara saygı duyulmasını bir gereklilik olarak benimser ve çalışmalarını bu çizgide yürütür.

Hayvan hakları ihlâllerini izlemek ve hayvan hakları gündemini takip etmek neden önemli?

“Hayvan Hakları İzleme Merkezi-HAKİM” çalışması, medyada yer bulan, hayvanlar ve onların hakları ile ilgili haberler arasında hiçbir hiyerarşik sıralama yapmadan, bu haberlerin derlenmesini, kategorize edilmesini, raporlandırılarak arşivlendirilmesini; izlenmesini amaçlıyor. Türkiye’de hayvanlara karşı suçlar incelendiğinde, bu suçlardan belli bir oranda görünür olanların ya da medyada kamuoyu oluşturmaya yetecek derecede yer bulanların soruşturulduğu; bu suçların birçoğunun ise yaptırımla sonuçlanmadığı kolayca görülüyor. HAKİM, tam anlamıyla bir izleme işlevi görecek bir sivil toplum çalışması olmakla birlikte hak ihlâllerinin caydırıcı yaptırımlarla sonuçlanmasını da hedefliyor.

Türkiye’de hayvan haklarıyla ilgilenen pek çok kuruluş olsa da yapılan çalışmalar, hayvan hakları konusunda var olan sorunların çözümü için kamuoyu tepkisi ya da farkındalık oluşturmakta yetersiz kalıyor. Özellikle AB müktesebatı dahilinde yürürlüğe giren mevzuat, senelerdir yürürlükte olmasına rağmen, birçok nedenden dolayı hayvanları korumayı ve hayvan haklarını güvence altına almayı, gözetmeyi sağlayamıyor. Toplum, sistematik hâle gelmiş ve pek çok farklı alandaki hayvan hakları ihlâllerinden, hayvanların maruz kaldıklarından ve gerçeklerden habersiz. Mevzuat, hayvan hakları ihlâllerinin sonlanması ya da azalması için işlevsel değil, aksine göstermelik durumda. Aslında yürürlükteki mevzuat tam olarak uygulanabilseydi hayvanlara karşı işlenen suçlarda ciddi azalma yaşanabilecekken; şikâyet, idarî başvuru ya da ihbar yapılmadığından, hak ihlâlleri raporlanmadığından hayvanlara karşı işlenen suçların çok büyük bir kısmı cezasız kalıyor, hatta bu suçlar tamamen görünmez oluyor. Oluşan bu cezasızlık durumu ve cezaların caydırıcı olmaması da hayvanlara karşı işlenen suçların faillerini âdeta teşvik ediyor, bu suçların ciddi oranda artışına sebep oluyor.

Yetkililerce “münferit” olarak tanımlanan, toplum ve medya tarafından “sapık”, “hasta”, “psikopat” yaftası yapıştırılan insanlarca işlendiği iddia edilen ve bu suçların, kampanya sonunda aslında “münferit” ya da iddia edildiği gibi “sapkın” insanların kötü niyetli fiilleri olmadığı, çok çeşitli toplumsal, siyasi ve psikolojik nedenleri olduğu görülecektir. Hazırlanan raporlar ve kamuoyu ile paylaşılan bilgiler, vakaların görünürlüğünü arttıracak ve böylelikle hayvan hakları ihlâllerinin, gayet sistematik birer yaşam hakkı gaspı ve beden dokunulmazlığına karşı işlenmiş suçlar olduğu bilincinin toplumda gelişmesi ve yerleşmesine katkıda bulunacaktır.

Son yıllarda, hayvan hakları ihlâllerinin daha çok konuşulduğu, yazılı ve görsel medyada daha çok görünür kılındığı gibi bir algı yaratılmış olmasına rağmen,  tüm bu “gelişme”ler, Türkiye’de hayvan hakları ihlâllerinin gerçekten azalması için kayda değer bir kazanım sağlamamamıştır. İnsanlar barınaklarda, mezbahalarda, hayvan deney merkezlerinde, yunus parklarında, hayvanlı sirklerde, hayvanat bahçelerinde hayvanların hangi koşullarda yaşadığını, hak ihlâllerinin ne kadar geniş bir yelpazede yaşandığını bilmiyor. Hayvanların hakkının ihlâl edildiği bir olay, basın tarafından yeterince “sansasyonel” olarak bulunuyorsa veya vaka, devlet kurumları için toplumda infiale sebebiyet verebilme niteliği taşıyorsa mevzuatta belirtildiği gibi sadece birkaç yüz TL’lik idarî para cezaları ile geçiştiriliyor. Devlet eliyle, hayvan haklarının gözetilmesi için kurulduğu iddia edilen kamu teşkilâtları, böyle vakalar karşısında oluşabilecek toplumsal tepkiyi ve talepleri sönümlendirmeye yönelik girişimlerle hak ihlâllerinin üzerini çok kolayca örtebiliyor.

Şimdiye dek hayvan hakları ihlâllerini derleyen, raporlayan ve izleyen, gerektiği gibi teşhir eden bir kuruluş ya da kampanya olmadığından; arkaplanında ciddi toplumsal, kültürel, siyasî ve psikolojik sorunların yer aldığı ciddi hak ihlâlleri karşısında, bu ihlâllerle yüzleşmeyi sağlayabilecek toplumsal bellek de oluşturulamıyor.

Türkiye’de yaşanan hayvan hakları ihlâlleri arasında, gerek hayvanların yaşam ortamlarında gerekse kapatıldıkları ortamlarda maruz kaldıkları şiddet biçimleri arasında, taciz, tecavüz, rutinleşmiş gündelik eziyetler, akla hayale gelmeyecek işkenceler, linçler, zorunlu göce tâbi tutulma, yaşam alanından koparılma ve devletin “müdahale”si sırasında işlenen hak ihlâlleri nedeniyle, müsebbibinin bizzat devlet kurumları ve insanlar olduğu,  pek çoğu ölümle biten birçok haksız eylem bulunuyor. Verdiğimiz örnekler gibi son derece acı diyebileceğimiz dramlarla hayatını kaybeden hayvanlar, günümüzde, sürekli kendisini var eden ve toplumda giderek artan şiddet sarmalının adeta nesnesi haline gelmiş durumda.

Geçmişte ve günümüzde, hayvanların birer canlı olduğu ve bundan mütevellit doğal haklara sahip oldukları gerçeği, Türkiye’de ne yazık ki hiçbir zaman medyanın ve demokratik kamuoyunun gündeminde hak ettiği yeri alamadı. Yerlerinden sürülen, her gün farklı şiddet hikâyelerine konu olan, toplu katliamlara maruz kalan, sadece bir insanın şikâyeti ile haklarında ömür boyu hapis veya ölümle infaz kararı verilen hayvanların akıbetleri ve bunlara dair istatistik veriler hakkında doğru ve güvenilir bir bilgi kaynağı mevcut değil.

Ana akım medya tarafından hayvanların hayvanlı sirklerde, hayvanat bahçelerinde ve tâbi tutuldukları hayvan endüstrisi düzenlemeleri içinde mutlu ve sağlıklı bir yaşam sürdürdüklerine yönelik yanlış bir algı oluşturuluyor. Diğer yandan ise söz konusu hak ihlâlleri, tatmin edici ya da adil cezaî ve idarî yaptırımlara tabi tutulmadığından, haklarında kapsamlı bir kamuoyu çalışması yürütülmediğinden önemsizleştirilerek, geçiştirilerek, yok sayılarak unutturulmaya çalışılıyor. Desteğinizle oluşturacağımız ve proje bitiminde sürdürmeye kararlı olduğumuz Hayvan Hakları İzleme Merkezi, Türkiye genelinde hayvan hakları ihlâllerini ortaya çıkarmak, sorunları siyasî gündemin merkezine taşıyacak adımlar atmak, medya takibiyle hayvan hakları ihlâllerini raporlamak ve izlemek, bu bilgilerin ve hak ihlâlerinin ifşası için oluşturacağımız bir web sitesi üzerinden yaygın olarak erişilebilirliğini sağlamak, kamuoyu baskısı yaratıp yeni yasal düzenlemelere önayak olma hedefleri taşıyor.

Özellikle 24. yasama dönemi içerisinde, AB müktesebatı dâhilinde yürürlüğe giren Hayvanları Koruma Kanunu’nun değiştirilmesine yönelik yasa tasarısı, beraberinde, hayvan hakları konusunda bazı kazanımları getirebilecekken tasarı, önümüzdeki yasama dönemi için kadük kaldı. Endişelerimizi ve sakıncalarını her fırsatta dile getirdiğimiz söz konusu kanun tasarısı, yeni girdiğimiz yasama döneminde çok büyük bir ihtimalle tekrar gündeme getirilecek. TBMM’de katıldığımız ihtisas komisyonu toplantılarında verdiğimiz mücadele ile, Türkiye’de ilk defa, yunus parklarının kapatılması, hayvanlı sirklerin yasaklanması, sokak hayvanlarının hayvan deneylerinde kullanılmasının yasaklanması gibi önemli gündem maddeleri tartışıldı. Kapasitesi güçlü, çözüme yönelik çalışan, nitelikli bir sivil toplum hareketinin varlığının, tüm bu konuların parlamentoda tekrar tartışılmasının önünü açabileceğini düşünüyoruz. Zira Türkiye’de hayvanlar lehine oluşturulduğu iddia edilen yasaları yazanların da, oluşturulan yasa taslaklarını kabul edenlerin de konuya ilişkin kısıtlı ve yetersiz bilgi sahibi; son yıllarda muazzam bir artış gösteren hayvan hakları ihlâlleri ve zulüm örneklerinden habersiz olduğu yadsınamaz bir gerçek. Söz konusu alanlarda, hiçbir izleme çalışması yürütülmüyor olması da bunun en önemli kanıtlarından biri.

Tüm bu nedenlerden ötürü Türkiye’de, geniş kapsamlı bir veri toplama ve değerlendirme, bu verileri takip etme, bunları kamuoyuyla paylaşma gibi bir misyon üstlenecek bir izleme kampanyasına oldukça ihtiyaç var. Böyle bir izleme faaliyetinin varlığı, kamu kurum ve kuruluşları ve hayvan hakları alanında çalışan diğer STK’ler için de bir veri kaynağı olacak, bu veriler ışığında yapılacak kapsamlı analizler de toplumsal ve siyasî hedefleri belli bir alternatif kamuoyu, sorunların çözümüne yönelik bir baskı unsuru oluşmasına katkı sağlayacaktır.

HAKİM NELER YAPAR?

– Hak ihlâllerini izleme

– Olumsuz örneklerin teşhiri

– Parlamento ve bürokratik kurumlar ile ilişkiler

– Hukuk mücadelesi

– Medya takip/tarama, arşivleme ve derleme

– Hak ihlâllerinin raporlanması ve duyurulması

– İki aylık periyotlarda basın toplantıları ve medya iletişimi

– Hayvan haklarını gündem maddesi haline getirerek kalıcı bir kamuoyu tepkisinin

örgütlenmesi

– Kamuoyu tepkisi oluşturarak kamu kurum ve kuruluşlarını harekete geçirme

– Sosyo-kültürel faaliyetler ile toplumsal farkındalık yaratma.

A.İZLEME: Hayvan hakları ihlâlleri, medya ve internet taraması yapılarak haftalık olarak sınıflandırılarak derlenecek ve arşivlenecektir. İzleme raporları ise aylık periyotlarda oluşturulacaktır.

B.MEDYA İLETİŞİMİ ve GÖZLEM: Medya takibi sırasında karşılaşılan ve hayvanları ilgilendiren konularda, medyada hâkim olan türcü habercilik örnekleri derlenecek ve hayvanlara yönelik şiddet, nefret ve düşmanlığı körükleyen, medya etik ilkelere uymayan haberler, “medya gözlem raporu” da kamuoyu ve medya organları ile paylaşılacaktır.

C.KAMUOYU OLUŞTURMA: İki aylık periyotlarda basın toplantısı yapılarak, iki aylık süre zarfında raporlanan tüm hayvan hakları ihlâlleri basın ve kamuoyu ile paylaşılacaktır. Hak ihlâlleri, basın bültenleri ve aylık izleme raporları e-bülten hazırlanılarak yetkili mercilerle de paylaşılacaktır.

Kampanya için, “Hayvan Hakları İzleme Merkezi” web sitesi oluşturulacak; raporlanan hak ihlâlleri, bunlara ilişkin izlenen hukuksal süreç ve yaptırımla sonuçlanan ya da cezasız bırakılan hak ihlâlleri ile ilgili gelişmelere, periyodik raporlara bu web sitesinde yer verilecektir. Kampanya için sosyal medya ağlarından da faydanılacaktır. Sosyal medya hesaplarının yönetimi, Hayvan Haklarını Koruma ve Geliştirme Derneği aktivist ve gönüllüleri tarafından gerçekleştirilecektir.

D.İŞBİRLİĞİ: Raporladığımız hak ihlâllerinden mevzuatta yaptırım ile karşılığı olanlar seçilerek, İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu ile birlikte hayvan hakları ihlâline neden olan şahıs ve kurumlara karşı hukukî süreç başlatılacak, hak ihlâllerinin yaptırımla sonuçlanması sağlanacaktır. Örnek olarak izlenen, takibi yapılan hukukî sürece dair adımlar ve sonuçlar da kamuoyuyla paylaşılacaktır.

E.KAMU KURUM ve KURULUŞLARI İLE İLİŞKİ: İzleme raporları, her ay, hayvan hakları ihlâlleri hakkında soruşturma açma görevi ve idarî yaptırım uygulama yetkisi olan Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile paylaşılacaktır. Kanunen “ihbar” niteliğinde sayılacak raporlarda geçen hak ihlâllerinin tamamı hakkında etkin bir soruşturma yürütülmesi ve bu soruşturmaların takibi konusunda ilgili bakanlıkların merkez ve taşra teşkilâtları ile iletişim sağlanacaktır.

F. AĞ OLUŞTURMA: HAKİM çalışması sırasında, deneyimlerimizi aktaracağımız, hayvan hakları alanında çalışan oluşum, inisiyatif ve platformlarla birlikte hayvan hakları ihlâllerinin izlenmesi, raporlanması ve bunlarla ilgili hukukî mücadelenin kapsamlı ve sistemli bir şekilde yürütülmesi için “Hayvan Hakları İzleme Komitesi” adında bir ağ da kurulmuş oldu. Bu ağın kapasitesinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilirliğinin sağlanması için farklı destek ve dayanışma fonlarına da başvurulacaktır.