28 Ara

BİLDİRİ: ROBOSKÎ KATLİAMI’nı Unutmayacağız, Affetmeyeceğiz!

ROBOSKÎ KATLİAMI İÇİN TAM 1827 GÜNDÜR ADALET ARAYIŞINDAYIZ!
Roboskî katliamını unutmayacağız, affetmeyeceğiz!

Katliamın 5. yıldönümünde herkesi vicdanî ret açıklamaya çağırıyoruz.

uludere-copy

Tam 5 sene önce, vatandaşı olduğumuz devletin savaş uçakları tarafından 34 insan ve 59 katırın üstüne bomba yağdırılarak bir katliam gerçekleştirildi. Yaptığımız suç duyurularının kimisi sümen altı edildi; kimisine “takipsizlik” kararı verildi; kimisi ise askerî savcılığa gönderilerek “yetkisizlik” kararı ile sonuçlandı. Bu katliam karşısında, tüm iç hukuk yollarını tükettiğimizde ise yapabileceğimiz tek şey kalmıştı: Vicdanî ret açıklamak… Geçtiğimiz sene, topyekûn özgürlük ve hayvan özgürlüğü savunucuları olarak bu katliamcı, imhacı zihniyete tepki olarak vicdanî reddimizi açıkladık.

roboski-katir-katliamina-karsi-vicdani-ret-basin-toplantisi

Yıllar süren hukuk mücadelesi ve adalet arayışı sonuç vermezken, katliamın ardından terfi ettirilenler, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra katliamın failleri olarak anıldı ve hapse gönderildi.

Birkaç gün önce ise, katliamın 5. yıldönümü yaklaşırken, devlet bir ayıbın altına daha imza attı: Katliamda yakınlarını kaybeden aile fertleri ve Roboskî’de yaşayan barış aktivistleri gözaltına alındı. Gözaltına alınan Roboskîliler’in derhal salıverilmesini, hakikât ile yüzleşilmesini ve bu katliamda rolü bulunan tüm eli kanlı aktörlerin hesap vermesini istiyoruz. Roboskî’de 34 insan ve 59 katırı katledenler, bu katliama sebep olanlar, Roboskîli ailelere göre âdil bir şekilde yargılanıp cezalandırılıncaya kadar adalet arayışımıza devam edeceğiz.

Katliamların, hukuksuzluğun ve savaşın misliyle arttığı şu dönemde, herkesi dayanışmayı büyütmeye ve vicdanî ret açıklamaya çağırıyoruz.

Aşağıda basın açıklamamızı okuyabilirsiniz:

BASINA ve KAMUOYUNA,
28.12.2016

Bundan tam 5 yıl önce, 28 Aralık 2011 günü Roboskî’de, çoğu çocuk yaşta olan 34 insanla birlikte, savaş uçaklarının yaptığı bombardımanda 59 katır da katledilmişti. Bu katliam karşısında, tüm dünya ayağa kalkmışken insanlarla birlikte hayatını kaybeden katırlar, ne konuyla ilgili haberlerde, ne de -birkaç hayvan hakları ve özgürlüğü oluşumu dışında- hayvan hakları savunucuları tarafından anıldı. Roboskî katliamının üzerinden tam 1827 gün geçmesine rağmen, katliam emrini verenler ve bu katliamı yapanların yargılanması yolunda hâlâ etkin bir adım atılmadı. Roboskî katliamından sonra ise, Roboskî’de katırlar kurşuna defalarca dizildi, katırlar hakkında itlaf kararları alındı, hayvanlar üzerinden Roboskîli insanlardan intikam alınmak istendi.

20140107-roboski3-e1389125345594

Bu katliamları takip eden aylarda, oluşan ciddi toplumsal infiale, yapılan tüm hukukî başvurulara, girişimlere ve görüşmelere rağmen, TSK, katliamlarında kararlı olduğunu defalarca göstermiştir.

Artık çetelesini bile tutamadığımız katır katliamlarına devam eden TSK’dan konu ile ilgili tatmin edici bir açıklama gelmez iken dönemin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı ve şu anda AK PARTİ Genel Başkan Yardımcısı olan Mehdi Eker, katliamın yasal ve rutin bir uygulama olduğunu beyan etmiştir. Katliamı kimin gerçekleştirdiğinin bizim nezdimizde hiçbir önemi olmasa da, Mehdi Eker, itlaf konusunda kendi bakanlığının yetkili ve görevli olduğunu bilmesine rağmen, katliamın neden TSK tarafından gerçekleştirildiğini hiçbir zaman sorgulamamıştır. Orman ve Su İşleri Bakanlığı bürokratları ile yaptığımız görüşmeler de son derece ciddiyetsiz geçmiş, kasıtlı ve sistematik olan bu katliamın üstü, ilgili bakanlıklar tarafından kapatılmak istenmiş ve istenmektedir.

11082615_1562710724004694_5495255087653806842_n

Bölge halklarıyla birlikte hayvanlar da savaş, soykırım ve katliam politikalarından nasibini almış ve almaktadır. On yıllarca sınır bölgelerindeki mayınları temizlemeye sürülerek katledilen hayvanlar, “barış” günlerinde de sınır ticaretinde kullanılarak sömürülmüştür.

Kana bulanmış bir coğrafyada, tahakküm ilişkilerinin en altında kalan, yaşam hakkı yük ve mal taşıma işleviyle sınırlandırılmış bu hayvanlar, bölgede on yıllardır devam eden savaşın ismi anılmayan kurbanlarıdır. Bombalanan dağlarda ve köylerde binlerce insanla birlikte, sayısını dahi bilmediğimiz yabanî-evcil hayvan ve ekolojik bir toplumsal dönüşüm ile barışın yegane unsuru olacak olan doğa da katledilmiş ve katledilmektedir.

11129_821819197873215_6264150525305534959_n

Türkiye, hem insanlar hem de hayvanlar için can güvenliğinin ortadan kalktığı bir coğrafya haline getirilmiştir. Son derece keyfî uygulamalara hukukî dayanak sunan yasal düzenlemeler ve de resmî otoritelere ve güvenlik güçlerine verilen sonsuz yetkiler, her gün patlayan bombalar, Türkiye’yi tam anlamıyla bir katliam diyarı hâline getirmiştir.

“Kaçakçılık” bahane gösterilerek insanların, hayvanların başına bombalar yağdırılmış, düşman hukukuyla hız verilen bu uygulamaların adına “iç güvenlik” tedbiri denmektedir. Şiddetin bizzat devlet eliyle tırmandırıldığı, katliamların giderek daha yasal, kılıfına uygun hale getirildiği, türlü zorbalığın uygulandığı Türkiye’de, ölümlerin gündelikleşmesiyle, kamuoyu tarafından, katledilenler arasında tür, etnik kimlik, ırk, sınıf ayrımcılığına dayanan hiyerarşik bir değer sıralaması yapılmasından endişe duyduğumuzu ifade ediyoruz. Roboskî’de TSK’nin katlettiği her katır, Türkiye’de yaşam, umut, barış ve adaletin katledilmesi demektir.

Geçen sene, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı kanalı ile yaptığımız suç duyurusunda, birçok katırı, görev ve yetkisinde olmadığı hâlde, kanun ve nizama aykırı olduğunu bilerek öldüren ve yaralayan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin askerî personelinin yargılanmasını talep etmiştik. Gerek suçu doğrudan işleyen gerekse emir ve talimat vererek suçun işlenmesini sağlayan kişilerin tamamının tespit edilerek, görevi kötüye kullanma, kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi, kişilerin malları üzerinden usulsüz tasarrufta bulunulması, kamu görevine ait araç ve gereçlerin suçta kullanılması suçlarından cezalandırılmalarını istedik. Şırnak Valiliği, Şırnak İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Uludere İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Şırnak İl Orman ve Su İşleri Müdürlüğü’nün idarî personeli ve Şırnak Belediyesi’nin yetkilileri hakkında da görevi kötüye kullanma, kamu görevinin terki veya yapılmaması suçlarından ayrı ayrı yargılanarak cezalandırılmasını istemiştik. Yaptığımız suç duyurusu ve tüm idarî başvurular ya sümen altı edilmiş ya da geçiştirilmiştir.

unnamed

Canlıların üzerine hiç düşünülmeden bomba yağdırılmasını, kurşun sıkılmasını sağlayan yasaların varlığı, tüm bu yapılanların meşru ve doğru olduğunu göstermez. Yirminci yüzyılın soykırımları, katliamın yasal ve hatta neredeyse gözler önünde yapıldığı, çarpıcı örneklerle doludur. Gerek coğrafî gerekse sosyo-ekonomik koşullar nedeniyle bölgede, sınır ticaretinden başka hiçbir geçim kaynağı olmayan, devletin resmî politikası haline gelmiş işsizlikle, yoksulluk ve savaşla, baskı altında tutulan bölge halklarından, örgütlülüklerinin, devlet terörüne karşı duruşlarının ve barış taleplerinin intikamı alınmaktadır. Devletin, şiddetin bir gün bile durmasına izin vermediği coğrafyada, toplumsal barışı talep eden bölge halklarının canına devlet tarafından kastedilmekte, katledilen insanlara “kan parası” gibi bedeller biçilmekte, katliamların sorumluları ödüllendirilerek halkların adalete olan inancı taammüden sarsılmaktadır.

roboski

Tüm bu katliamlar yetmezmiş gibi, Roboskî katliamının aydınlatılması için hak mücadelesi veren aktivistler, katliamda akrabalarını, yakınlarını kaybeden aileler, adlî soruşturmalarla, keyfî gözaltılarla sindirilmek istenmektedir. Büyük acılara sebep olan katliamdan beri, Roboskî asker ablukası altında tutulmakta, gündelik yaşam sekteye uğratılmaktadır.

Devletin ana akım medya başta olmak üzere tüm propaganda araçlarıyla hafızasızlaştırdığı, iktidarın kendi suretinde yarattığı bu katliamları, kanıksamış toplum imgesinin aksine, bizler unutmuyoruz. Roboskî katliamını da, dönemin İçişleri Bakanı’nca “hata” olarak tanımlanan ve altı aylık Solin bebeğin pek çok kardeşi ve komşusuyla birlikte öldürüldüğü Ranya katliamını da; devletin çıkardığı orman yangınlarında katledilen binlerce yaban hayvanını da; Türkiye’nin sebep olduğu diğer katliamları da unutmadık, unutmayacağız. İnsanlara, hayvanlara bomba yağdırılırken operasyonların emirlerini verenler hâlâ görev başında, yetki sahibi ve iktidarda olduğu sürece barış ve adaletin mümkün olmadığını biliyoruz.

Canlılara bomba yağdıran, kurşun sıkan, cenazelere, insanların kutsal saydığı mekânlara saldıran, mezarlıkları talan eden, demokratikleşme hamleleri adı altında kamuoyu gündemini meşgul ederken her türlü hukuksuzluğu meşru kılan, kan ve intikam üzerinden siyaset yapan iktidar düzenine karşı, Roboskîli katırların ve insanların yanında olduğumuzu bir kez daha belirtiyoruz. Orada hiç olmamaları ve var oluştan gelen hakları ile özgürce yaşamaları gerekirken, sınır ticaretinde, silahların, bombaların, mayınların gölgesinde insanlarca sömürülen katırların katledilmesinde devleti, hükûmeti ve TSK’yi sorumlu tuttuğumuzu belirtmek istiyoruz.

Adaletin, barışın, eşitliğin, özgürlüğün yeşermediği yerde, iç güvenlik, terörle mücadele, sınır yönetimi adı verilen faşizan uygulamalar yasallaşırken kanunun dışına itilen halkların, hayvanların, doğanın, en masum ve savunmasızların kanının durmayacağını bir kez daha hatırlatıyoruz.

İnsan-hayvan demeden yaşama karşı suç işleyen, halklar arasında nefreti körükleyen devlet politikalarına, katliamlara karşı hak ve özgürlüklere duyarlı tüm kesimleri dayanışmayı büyütmeye ve savaşa karşı vicdanî ret açıklamaya; katliamları, sınırları değil, tür, ırk, cinsiyet, cinsel yönelim ayrımı yapmadan yaşamı savunmaya çağırıyoruz.

Adaletin olmadığı yerde barış da olmaz!
Barış içinde yaşamak, bir haktır!

HAYVAN HAKLARI İZLEME KOMİTESİ (HAKİM)