Çalıştay Raporu

ÇOÇUKLAR İÇİN TÜRCÜLÜK VE

HAYVAN HAKLARI ATÖLYELERİ

ÇALIŞTAYI SONUÇ RAPORU

510

Bu çalışma, Hayvan Haklarını Koruma ve Geliştirme Derneği (HAGİD) tarafından, Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı’nın (TÜSEV) organize ettiği Destekle Değiştir etkinliğine katılan bireysel bağışçıların desteği ile sürdürülmektedir.

HAGİD; hayvan, insan ve doğa özgürlüğünü savunan, yatay örgütlenme biçimini benimsemiş, insanmerkezci olmayan, “hayvan refahı”na karşı “hayvan özgürlüğü”nü savunan, bağımsız bir sivil toplum örgütüdür. 2014 yılında kurulan HAGİD; ürettiği tüm söylemlerde insana, hayvana ya da doğaya yönelik işlenen her çeşit suça ve ayrımcılığa istisnasız bir şekilde karşıdır. Bununla birlikte, Türkiye’de türcülük ile mücadele konusunda gözlemlediği ciddi düzeydeki irade ve deneyim eksikliği nedeniyle türcülük karşıtı bir mücadele vermeyi seçmiş ve yöntem olarak; hayvanlar için hak savunusunu, hayvan hakları için toplumsal farkındalığı arttırmaya yönelik kampanya çalışmalarını, hukukî alanda mücadeleyi, yasama ve karar alma mekanizmalarına aktif katılımı benimsemiş durumdadır.

“Çocuklar için Türcülük ve Hayvan Hakları Atölyeleri”nin amacı, insanmerkezci bakışın mutlak olmadığı ve sorgulanabileceği fikrinin hayvan hakları ekseninde oyun, tartışma ve ortak öğrenme modelleri ile 8-12 yaş aralığındaki çocuklarda yerleşmesine katkıda bulunmaktır.

Çalışma, didaktik bir yaklaşımı reddeden yöntemlerle yürütülecek atölyelerde çocuklara insanmerkezcilikten başka bir düşünce yapısının olduğunu fark ettirmek, böylece; bireyin çocukluk ve yetişkin hayatında, yeryüzü üstünde yaşayan bütün canlılar ve özellikle hayvanlarla daha eşitlikçi bir ilişki kurmasına katkıda bulunmayı hedefler.

Çalışmalar sonucunda ortaya çıkacak olan atölye modelinin ekoloji, çocuk ve hayvan hakları alanlarında çalışan farklı gruplarla paylaşılmasını, atölye çalışmasının HAGİD’den bağımsız olarak yaygınlaştırılabilmesi ve başkalarınca uygulanabilmesinin mümkün kılınmasını da hedeflemekteyiz.

Çocuklar için Türcülük ve Hayvan Hakları Atölyeleri Çalıştayı; hayvan, çocuk, kadın ve ekoloji alanlarında çalışan aktivistler ve farklı disiplinlerden uzmanların katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Çalıştayda öğrenme hedeflerini tartışmak ve yöntem önerilerini sunmak hedeflenmiştir. Çalıştay sonunda ortaya çıkan tüm öneri ve tartışmalar, modelin geliştirilmesi aşamasında yol gösterici olacaktır.

Bu çalışma için derneğimize yol gösteren Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı’na, Destekle Değiştir etkinliğine katılarak projenin hayata geçirilmesini sağlayan tüm destekçilerimize, çalıştaya ev sahipliği yapan Bilgi Üniversitesi Sosyal Kuluçka Merkezi’ne, çalıştay boyunca gönüllü olarak ses ve görüntü kaydı alan ekibi oluşturan Alican Hüsnügil, Berk Yeşilçimen ve Tolga Aksoy’a, bu çalıştay raporunun hazırlanmasında emeği geçen Sinan Doğan’a, rapor metninin redaksiyonu konusunda emek veren Çağla Topaloğlu’na, atölye modeli taslağının oluşmasında bilgi ve deneyimleri ile katkı sunan Pınar Talaslıoğlu ve Nuray Sakarya’ya, çalıştaya katılarak değerli fikir, öneri ve eleştirilerini bizlerle paylaşan tüm dostlarımıza teşekkür ediyoruz.

HAGİD YÖNETİM KURULU

hagid

Çalıştayda, atölyelerde çocuklarla tartışmak istediğimiz öğrenme hedefleri üzerine fikir alışverişinde bulunuldu ve birçok yöntem önerildi. Öğrenme hedeflerini ve bu hedeflerin altında, birçoğu çocuklar açısından problem yaratabilecek ve uygulayıcılar/bizler için tartışmalı olan yöntemleri, bu yöntemlere karşılık gelen eleştirileri ve bu eleştirilere yönelik önerileri bulabilirsiniz. Atölye modeli taslağı da bu yöntem önerileri üzerinden şekillendirildi.

UYARI: Etkinlik boyunca hayvanlardan bahsederken biz zamirini kullanabiliriz. Uygulamanın belli bir aşamasında çocuklar bunu fark edecektir. Bu, insanın da bir hayvan türü olduğu bilgisinin pekişmesine katkıda bulunacaktır.

UYARI: Toplumsal beslenme alışkanlığı sebebi ile çocuklarda sağlıklı olmak için ete ihtiyaç olduğu inancı yerleşmiş olabilir. Bu yaygın yanlış inancın önüne geçebilmek için çocuklarla beslenme üzerine konuşup ete gerek olmadan da sağlıklı olabileceğimizi bir şekilde anlatabiliriz.

UYARI: Çocuk, uygulayıcıya hayvansal gıda tüketip tüketmediğini sorabilir. Bu durumda uygulayıcı, vejetaryen ya da vegan değilse çelişkiye düşebilir. Atölye modeli, açık kaynak haline getirileceği için bunun kontrolünü yapmak da mümkün olmayacaktır. Bu yüzden uygulayıcıları ilgilendiren bu tür yüzleşme ve çelişkilerin doğabileceğini belirten uygun üslupta uyarıcı bir not düşebiliriz.

UYARI: Bütün öğrenme çeşitlerinde ne en konforlu olduğumuz yerde ne de en rahatsız olduğumuz yerde öğrenme gerçekleşemez. Bu yüzden önemli olan dengeyi bulmaktır. Atölye kitapçığında sağlanan materyaller dışında görsel malzeme kullanılmasının düşünülmesi halinde şiddet pornografisi olabilecek ve çocukta öğrenmeye ket vuracak, psikolojik travma yaratabilecek, -mezbaha görüntüleri gibi- kanlı ve grotesk görsellerden kaçınılmasını; yine gereken durumlarda hayvanların içinde bulunduğu durum hikâyeleştirilirken ya da aktarılırken de çocuklarda psikolojik travmaya sebep olabilecek detaylara girilmemesini önemle tavsiye ediyoruz.

UYARI: İnsanın diğer canlılardan daha üstün olduğu algısı, hayvanların bizler için var olduğu iddiası dinî inançlarla güçlendirilmektedir. Bu fikir çocuklara aileleri tarafından verilmiş ve çocuk tarafından sorgusuzca kabul edilmiş olabilir.

Atölyeden sonra evlerine giden çocukların ailelerinden duyabilecekleri “Onlar bizim için yaratıldı” gibi bir cümle, atölyenin bütün etkisini kaybetmesi anlamına gelebilir. Atölye sırasında çocuklardan “Ama onlar bizim için yaratıldı” gibi bir cümle gelmesi durumunda çocuğa nasıl cevap verilmesi gerektiğini de dikkatlice düşünmeliyiz. Çocuklara farklı farklı inançlar olduğunu anlatabiliriz. Dinî bir soru geldiğinde polemik yaratmadan, çocuğun kendi içinde ve sosyal çevresinde bir çatışma yaşamasına sebep olmadan, çocuğa, hayvanların insanlar için var olmadığını anlatmanın yollarını arayabiliriz.

Onlar bizim için yaratıldı” gibi bir cümle ile karşılaşmamız durumunda “Peki yapmasam/yemesem günah mı?”, “O zaman yabanî hayvanlar neden var?” gibi sorularla karşılık verebilir miyiz diye düşünebiliriz.

UYARI: Çocuklar okulda yaşam piramitlerini öğreniyorlar ve bazı hayvanların bazı hayvanları yediğini biliyorlar. Hayvanların birbirinin yaşam hakkına müdahale etmesi ile ilgili bir soru gelebilir. Bu argümanla ilgili iyi bir cevap ya da iyi bir soru bulmak gerekiyor.

I. ÖĞRENME HEDEFİ: İnsanların da bir hayvan türü olduğu bilgisinin edinilmesi

Toplumda yerleşmiş olan ve insanı hayvan tanımının dışında bırakan bakış açısı, bilimsel bir dayanağı olmayan keyfî bir mit olmakla birlikte hayvanlarla kurduğumuz tüm ilişkiyi de belirler. Bu miti çocukların sorgulayabilmesini sağlamayı hedefliyoruz.

YÖNTEM 1

Tanışma oyunu olarak çocuklarla “Hangi Hayvansın?” oyununun oynanması. Çocuklardan bir hayvan seçmeleri ve bu hayvanın ismini bir kâğıda yazmaları istenir. Sonra çocuklara hangi hayvanı seçtikleri, seçtikleri hayvanla ortak özellikleri olup olmadığı, hangi hislerinin ve hangi organlarının benzer olabileceği sorulur. En sonunda da çocuklara seçtikleri hayvanın başka bir hayvanla nasıl iletişim kurabileceği sorulur.

Bu tanışma oyunu ile çocukların insan ile insan dışı hayvanlar arasındaki benzerlikleri keşfetmesi ve bunun üzerine düşünmesi, böylece insanın da bir hayvan türü olduğu bilgisine ulaşması amaçlanmaktadır.

YÖNTEM 2

İnsanın “biricik” görülmesinin sebeplerinden birisi de diğer hayvan türlerinde alt grupların (cinslerin) gösterilmesinin aksine insan alt gruplarının gösterilmemesi olabilir. Bunun için çocuklara diğer insan alt grupları anlatılabilir. Bu alt gruplardan bazılarının Homo sapiens sapiens’ten daha çok primat türlerine, yani insan dışı bir hayvana benziyor olması da çocuklarda hayvanlardan çok da farklı olmadığımız düşüncesinin yerleşmesine katkı sağlayabilir.

Çocuklara 1800’lü yıllarda Meksika’da yaşamış olan ve insandan çok maymunu andıran Julia Pastrana’nın fotoğrafının gösterilmesi ve fotoğraftaki kişinin kim olabileceği ile başlayan bir tartışmanın iyi bir yönlendirmeyle ne gibi soru ve cevaplara neden olabileceği üzerine düşünülebilir. Ayrıca bu çalışma diğer insan alt gruplarının fotoğrafları ile de yapılabilir.

YÖNTEM 3

“Yağmur Adam” karakteri yaratılıp onu da atölyeye getirmek istediğimizi ama onun atölyeye gelmek istemediğini söyleyerek Yağmur Adam’ın kim olduğuna dair çocuklarda merak uyandırılabilir. Yağmur Adam’ın birlikte yaşadığımız köpek olduğunu söyleyebiliriz. Bu karakter üzerinden hayvanların da insanlar gibi seçimleri olabileceği, şu anda Yağmur Adam’ın atölyede olmak istememeyi seçebileceği anlatılabilir.

UYARI: Bu yöntemde yaratılan karakterlerden bahsedilirken “köpeğim”, “kedim” gibi mülkiyetçi ve hayvanı “mal” konumuna indirgeyen bir dilden kesinlikle uzak durulması gerekmektedir.

ELEŞTİRİ: Eğer bir karakter yaratılacaksa bu karakter cinsiyetsiz olmalıdır. Bu sebeple Yağmur Adam karakteri, isim olarak kullanıma uygun değildir.

YÖNTEM 4

Çocuklara -bir civcivin yumurtadan çıkış anı, bir pandanın doğum anı gibi- doğum ve doğum şekillerini içeren videoların gösterilmesiyle doğmak ve yavru olmak üzerinden çocuklara hepimizin, tüm canlıların eşit olduğu vurgusu yapılabilir. Bu yöntemde, bütün hayvanların doğum görseli gösterilemeyeceği için panda örneği üzerinden gidildi. Panda türünün seçilmesindeki amaç da yeni doğmuş bir pandanın tüysüz ve çok küçük olmasıydı. Bu sayede çocuğun kuşlar ya da tavuklarla da bağlantı kurabileceği aktarıldı. Muhabbet kuşu da aynı sebeplerle örnek olarak verilebilir. Bu yöntemde daha çok duyguların öne çıkarılması amaçlandı. Annelik, emzirme ve doğum üzerine çeşitli fotoğraf ve videolarla yöntemin desteklenmesi gerektiği söylendi.

Yöntemi desteklemek açısından farklı coğrafyalardan da örnekler verilebilir. Etnik kıyafetli bir Afrikalı kadının bebeğini emzirmesi ya da Afrika’da yaşayan bir papağanın videosu çocuklara gösterilebilir.

Ayrıca doğumdan ölüme kadar geçen süreci gösteren videoların desteğiyle hayvanların da insanlar gibi hayatta kalma arzusu olduğu anlatılabilir.

ELEŞTİRİ: Birçok hayvanın doğumu kanlı sahneler içerdiğinden doğum görsellerinin gösterilmesi, çocuklar için travmatik olabilir. Ayrıca çocuklardaki doğum algısı yetişkinlere göre çok farklı, doğum ve cinsellik çocuklardan saklanan olgulardır.

ELEŞTİRİYE KARŞI ÖNERİ: Doğumlarında kan olmayan, panda ve civciv gibi, hayvanlar seçilebilir. Doğumu basitleştiren animasyon ve videolar gösterilebilir. Çocuklar doğumun nasıl gerçekleştiğini bilmiyor ancak doğum öncesinde karnın şişmesi çocuklar tarafından biliniyor. Bu şekilde, hamileliği işaret eden görsellerle, çocukların travma yaşama ihtimalleri engellenebilir.

ELEŞTİRİ: İnsanların da birer hayvan türü olduğunun altı çizilmeli. Farklı doğumları göstermek ufak bir ayrımcılık içeriyor olabilir çünkü yumurta bırakan kuşlar, doğum yapan memeliler doğum açısından aynı değil. Pandanın doğumu gösterilse balıklar, kuşlar ekarte edilmiş olur. Farklı coğrafyalar, toplumların birbirine benzediği algısı yaratmaya çalışılırken çocuklarda, istemeden, “Benzer değil. Ne kadar da farklılarmış!” algısını oluşturabiliriz. Aynı şekilde bazı insan ırklarını bazı hayvan türlerine yakın olarak yansıtmak da sakıncalı olabilir.

ELEŞTİRİYE KARŞI ÖNERİ: Çocuklara farklı coğrafyalardan insan fotoğrafları gösterilebilir. Bu fotoğraflar, yaşadığı dünyanın farklılıklarını çocuklara göstermek açısından etkili olabilir. Sosyo-kültürel açıdan çocukların yaşadıkları yerlerin farklılıkları göz önünde bulundurulduğunda bir çocuk, siyah bir insan gördüğünde bu durumu “normal” karşılarken başka bir çocuk ise bunu yadırgayabilir. Bu yöntemde, çocuklarda farklı insan ya da insan dışı hayvanların haklar düzleminde eşit ve aynı olduğu bilincini yaratmak önemli. Video ya da görsellerde beyaz bir insanın gösterilmesi, çocuklara farklı gelmeyecekken siyah bir anne bebeğini emzirirken gösterilse çocukta “Evet, o da benim annem gibi emziriyor” düşüncesi oluşabilir.

ELEŞTİRİ: Doğum, emzirme gibi örnekler sadece anneliği çağrıştırıyor. Erkek egemen bir toplumda yaşadığımız için cinsiyetçi bir yere kaymamak önemli. Bu yüzden yöntemde sadece doğum üzerinden örneklendirme yapılmamalı.

ELEŞTİRİYE KARŞI ÖNERİ: Doğumdan başlayarak ölüme kadarki yaşam döngüsü vurgulanabilir. Ölüm ve doğum konusu, çocuklar için idrâkı zor bir konu olduğu için ölüm ve doğum yerine yaşam döngüsünün vurgulanması daha sağlıklı olacaktır.

YÖNTEM 5

Öncelikle çocuklara gözlemledikleri insan-hayvan ilişkileri sorulur. Aşağıda önerilen sorularla çocuklar yönlendirilmeye çalışılır:

Hayvanlarla insanlar arasındaki hangi ilişkiler seni mutsuz, kötü hissettiriyor? Sence hayvanları üzen, kötü hissettiren şeyler neler? Peki, sence neden? Ne yapalım, ne önerirsin? Hayvanlarla insanlar arasındaki hangi ilişkiler seni mutlu, iyi hissettiriyor? Sence hayvanları mutlu eden, iyi hissettiren şeyler neler? Peki, sence neden?

Çocuklara daha önce bir hayvanla ilişki ve iletişim kurup kurmadıkları sorulabilir. Eğer kurmuşlarsa nasıl bir ilişki kurdukları ve neden kurdukları sorulabilir. Bu sorular sorulurken, çocuklardan cevap gelmiyorsa ya da benzer cevaplar geliyorsa uygulayıcı, çocukları yönlendirmek için şu soruları yöneltebilir:

  • Bir hayvana hiç yemek verdin mi? Su verdin mi? Neden?
  • Hayvanlara hiç taş attın mı? Neden?
  • Hiç bir hayvanı sevdin mi? Neden?

Sorulan bu sorular ve verilen cevaplar bir tanışma diyaloğu gibi düşünülebilir. Cevaplar üzerinden benzer durumlar karşısında çocukların nasıl hissedebilecekleri sorulabilir. Benzer durumlarda benzer şeyler hissedebileceklerinin farkına varmaları, çocukların hayvanlarla empati kurmalarına yardımcı olacaktır.

YÖNTEM 6

Hayvanlar hakkındaki yanlış mitler: Çocuklara farklı türlerin zekâları, fiziksel ve duygusal acı hissedip hissetmedikleri konularında sorular sorularak farklı türler arasındaki temel yaşamsal benzerliklerin farkına varmaları sağlanabilir. Bunun ardından didaktik olmayan açık uçlu sorularla, bazı noktalarda bilgiler vererek, daha çok çocukların birbirlerine verdikleri cevaplardan faydalanmalarını hedefleyen, uygulayıcının bilgiyi sorular üzerinden verdiği bir yöntem izlenebilir.

Hayvanlara atfedilen ve toplumda yaygın olarak görülen “hain, kinci, nankör, sinsi, uğursuz, kötü” gibi olumsuz örnekler, bu yöntemle çocuklara sorgulatılabilir.

Farklı türlere karşı hissettiklerimizin, -korku, sevgi, nefret gibi- öğrenilmiş duyguların sorgulatılmasını hedefleyen sorular sorulabilir.

YÖNTEM 7

Çocuklara aşağıdaki örnek sorular sorulabilir:.

  • Kimler koku alabiliyor?
  • Kimlerin iki gözü var?
  • Kimler süt verir?
  • Kimler koşabilir?
  • Kimler acı çeker?

İnsanın diğer hayvanlardan çok da farklı olmadığı fikri, bu sorular ve çocukların verecekleri cevaplar üzerinden pekiştirilebilir. Çocuklardan “insan” cevabı gelmediğinde ya da -kedi, köpek gibi- hep aynı hayvanların isimleri söylendiğinde uygulayıcı, başka hayvanlar ve insanların da bu ortak özelliklere sahip olduğu vurgusunu yapabilir. Böcekler bu tablonun dışında kalabilir, bu da uygulayıcının hatırlatması ile aşılabilir.

II. ÖĞRENME HEDEFİ: Her canlının eşit olduğunun farkındalığının oluşması

Kendini bir hayvan türü olarak tanımlamayan insanın doğal olarak, diğer hayvan türleri ile kurduğu sömürü ilişkisini üstünlük varsayımı üzerinden meşrulaştırmasını, yani türcülüğü ve bu hiyerarşik yaklaşımı, çocuklarda daha yatay, gerçek, eşitlikçi ve türcü olmayan bir algıya yönlendirmeyi hedefliyoruz.

YÖNTEM 1

Çocuklara kendi haklarından ve hayvanların haklarından bahsedilebilir. Çocuğun bu haklar arasında benzerlik kurabilmesi için, evde bakılan evcil hayvanlar üzerinden örnekler vermek daha etkili olacaktır. Evcil hayvanların ve çocukların birtakım ihtiyaçları, aile tarafından karşılanmaktadır. Bu ortak ihtiyaçlar üzerinden ilerlenebilir. Örneğin yeme ihtiyaçlarının, sağlık kontrollerinin, dışarı çıkma gereksinimlerinin, oyun oynama isteklerinin aile tarafından karşılanma yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülükler yerine getirilmediğinde çocuklar ve hayvanlar düzgün bir şekilde yaşamlarını sürdüremezler, bazı hakları gasp edilmiş olur.

YÖNTEM 2

SOKRATİK YÖNTEM: Çocuklara bir şeyler anlatmak yerine onlara doğru ve yönlendirici sorular sorup cevabı onlara verdirmek, bilgiyi soruyla birlikte verip cevabı çocukların bulmasını sağlamak. Bu yöntem kullanılacaksa soruların çok net biçimde belirtilmesi gerekir zira uygulayıcının bu yöntemi doğru ya da iyi kullanamaması durumunda çocuklarda kafa karışıklığına neden olunabilir.

“HANGİ HAYVAN OLARAK DOĞABİLİRDİN?” Oyunu (Kartlarla): Çocuklara öncelikle hayvanlarla kurduğumuz, hak ihlâli içeren, olumsuz ilişkiler üzerinden bazı sorular sorulur:

  • Fare kapanı kurmak doğru mudur?
  • Böcek ilacı kullanmak doğru mudur?
  • İnekleri yemek doğru mudur?
  • Köpeğe taş atmak doğru mudur?
  • Yavru kedileri annesinden ayırmak doğru mudur?
  • Aslanların hayvanat bahçelerine kapatılması doğru mudur?
  • Fillerin sirklerde gösteri yapmaya zorlanması doğru mudur?
  • Yunusların yunus parklarında küçük havuzlara kapatılması doğru mudur?
  • Köpeklerin barınaklarda hapsedilmesi doğru mudur?
  • Balık tutmak doğru mudur?
  • Kuşlara sapanla taş atmak doğru mudur?
  • Evde balık beslemek doğru mudur?
  • Petshopta yavru köpek, kuş, kedi vb. satılması doğru mudur?
  • Civcivlerin boyanması doğru mudur?
  • Balıkları akvaryuma kapatmak doğru mudur?

Bu sorular sorulduktan ve çocuklardan cevaplar alındıktan sonra sorularda bahsi geçen hayvan türlerine ait görsellerin olduğu kapalı kartlar dağıtılır. Çocuklardan kartları çevirmeleri ve bir an için insan olarak değil de ellerindeki kartlarda yer alan hayvan olarak dünyaya gelmiş olduklarını hayal etmeleri istenir. Sonra çocuklara, kendilerine uyan sorular tekrar sorulur.

Örneğin eğer bir fare olarak dünyaya gelselerdi fare kapanı hakkında ne düşünecekleri sorulur.

YÖNTEM 3

PORTRELER GÖSTERMEK: Çocuklara farklı hayvanların olduğu portreler gösterilir ve bu portrelere isimler verilir. Portrelerde yer alan hayvanların yaşamaya mahkûm edildikleri yerlerin de bilgisi verilir. Sonra çocuklara bu hayvanların nasıl bir hayatları olabileceği sorulur. İnsanın da bir hayvan türü olduğu bilgisinin pekiştirilmesi amacıyla bu portrelerin arasında insan portresi de olmalıdır.

Örnek soru: Hasan (inek) bir üretim çiftliğinde yaşıyor, sizce Hasan’ın nasıl bir hayatı olabilir?

YÖNTEM 4

Bu yöntemde insan ve hayvan arasındaki fizyolojik benzerlikler üzerinden eşitlik fikrinin çocuklara verilmesi hedeflenir.

Hayvan ve insan vücudunu, organlarını gösteren renkli ve eğlenceli çizimler ya da maketlerle çocukların hem kendi hem de hayvanların bedenlerini gözlemlemeleri ve hayvan bedeni ile olan benzerlikleri keşfetmeleri amaçlanmaktadır.

Çocuklara, hayvanlarla ortak olan organlarımız ve bu organların nerede olabileceği sorulur. Çocuklardan gelen cevaplarla bu organlar hem insan hem de hayvan çizimlerinde gösterilir. Böylelikle çocuklar, tıpkı kendilerinde olduğu gibi hayvanların da aynı organlara sahip oldukları bilgisine ulaşır.

Örneğin “Kimlerde kalp vardır, kalp nerededir?” sorusu sorulur.

YÖNTEM 4

Yetişkin-çocuk-hayvan arasındaki tahakküm zinciri, çocuğun bir hiyerarşik ilişkiye dâhil edilmesi ile anlatılabilir. Örneğin “Senin bahçedeki güvercini kovalamaya hakkın varsa yetişkinlerin de seni kovalamaya hakkı var mıdır?” sorusu çocuklara yöneltilebilir. Bu sorular ve yöntem üzerine daha detaylı düşünülebilir.

YÖNTEM 5

EŞİTSİZLİK YARIŞI: Her çocuğa eşitsiz dağılacak şekilde birer rol verilir: Üç bacaklı köpek, bebek, görme engelli yetişkin gibi. Sonra “Arkadaşlarımla sohbet edebilirim”, “Kendi başıma yemek yiyebilirim”, “Oyun oynayabilirim” gibi kabiliyet belirten ifadelerle bu söylenenleri yapabilen rollere sahip çocukların her seferinde ileri bir adım atması, yapamayanların ise yerinde durması söylenir. En sonunda çocuklar, aralarındaki eşitsiz dağılımın farkına varır. “Arkada olmak nasıl hissettiriyor?” ya da “Neden ‘X’ arkada kaldı?” gibi sorularla bu eşitsizliğin sebepleri/sonuçlarına ve eşit doğanların eşit olması gerektiğine dair fikirler pekiştirilir.

Uygulayıcıya uyarı: Bu tarz bir çalışmada çalışma grubundaki çocuklar arasında fiziksel olarak “dezavantajlı” bireylerin olup olmadığı uygulayıcı tarafından gözetilmeli. Böyle durumlar için bir soru havuzu oluşturmak gerekebilir.

YÖNTEM 6

İhtiyaçların karşılaştırılması, tavşanın hikâyesi: Çocuklardan tavşanın ihtiyaçlarını konuşmaları ve bunları yazmaları istenir. Çocuklara “tavşanın nelere ihtiyacı var?” sorusu sorularak bir tavşanın ne gibi ihtiyaçları olduğu çocuklara buldurulur. Çocuklardan “yemek yemeye, zıplamaya, su içmeye, yaşamaya” gibi cevaplar gelecektir. Sonra çocuklardan ellerindeki kâğıtlara “tavşan” yazan yerleri silmeleri ve yerine “çocuk” yazmaları istenir. Daha sonra hep birlikte tekrar çocukların yazdıkları ihtiyaçlar okunur. Böylelikle tavşan ile çocuğun eşit olduğu vurgulanmış olur.

III. ÖĞRENME HEDEFİ: Hayvanların hissedebilen bireyler olduğunun farkındalığının oluşması

Diğer türlerin fiziksel ya da duygusal acı hissetme yetilerinin insan türüne göre daha düşük olduğuna ya da tamamen bundan yoksun olduklarına dair yaygın algıyı kırarak tüm türlerde fiziksel ya da duygusal acı, mutluluk, heyecan, hüzün, umutsuzluk, coşku; annelik, dostluk vb. his, duygu ve deneyimlerin benzer şekilde yaşandığını çocuklara aktarmayı hedefliyoruz.

YÖNTEM 1

Hayvanlar fiziksel ve duygusal olarak hissedebilen bireylerdir.

Fiziksel olarak hissedebilirlik, acı

Duygusal olarak hissedebilirlik

Kapatılma

Anne-yavru ilişkisi

Korku

(Duygusal hissiyata ilişkin bu hedef duyumlar çoğaltılabilir.)

Video, Fotoğraf Üzerinden Hikâye Tamamlama: Örneğin kesim sırası bekleyen ineklerin yaşadıkları korku çocuklara bir video, fotoğraf ile gösterilir. Sonra çocuklara bazı sorular yöneltilir:

  • Sizce inek neler hissediyor olabilir?
  • Sizce inek şu an nerede?
  • Sizce bundan sonra neler olacak?
  • Bunu hissettirmeye hakkımız var mı?

YÖNTEM 2

Çocuklardan mutlu, kızgın, hüzünlü gibi duyguları yansıtmaları istenir. Çocukların yüz ifadeleri fotoğraflanır, bu fotoğraflar dijital ortama aktarılarak çocuklara gösterilir. Sonra bu duyguları, insandan başka hangi hayvanların hissedebileceği sorulur. Diğer hayvanların, bu duyguları yansıttıkları videolar gösterilebilir ve bu duygular üzerine konuşulabilir.

ÖRNEK VİDEO I: Almanya’da özgür bırakılan süt ineklerinin mutlulukları

(https://www.youtube.com/watch?v=pUySN2GIRVk)

ÖRNEK VİDEO II: Terk edilme üzerine yapılmış olan bir kısa film

(https://www.youtube.com/watch?v=JMs7dkdO4YY) gösterilebilir.

YÖNTEM 3

Çocuklara bir örnek olay verilir bu örnek olay üzerinden bazı sorular yöneltilir:

Uzun bir zaman boyunca havalar kötü gitti ve hiç evden çıkmadınız. Parka gitmediniz, top oynamadınız, ip atlamadınız. Günler sonra, ilk defa güneş açtı ve siz parka gittiniz, çimenlere ayak bastınız. Ne hissederdiniz?

Sonra aynı hikâyenin inek üzerinden yazılanı verilir:

“X” uzun bir zaman önce kapalı bir çiftliğe götürüldü. Dört tane duvarı olan küçük bir kabine kapatıldı. Günlerce toprağa ayak basmadı, güneş görmedi. Bunların ardından bir grup genç, onu ve arkadaşlarını kurtarıp çayıra çıkardı. Sizce X ne hisseder? Bu örnek olayın aktarımından hemen sonra, Almanya’da özgür bırakılan süt ineklerinin videosu gösterilebilir: (https://www.youtube.com/watch?v=pUySN2GIRVk)

YÖNTEM 4

Dramatik çalışmalar ve grup çalışmaları yapılabilir. Ders veren veya soru soran bir kişiden ziyade, toplu katılımlı çalışmalar yapılması daha verimli olacaktır. Çocuklara verilen anahtar kelimeler veya temalar ile hikâyeler/fabllar yazdırılabilir. Örneğin köpeğin üzüntüsü, ineğin mutluluğu. Bu duygusal örnekler üzerinden taklit performansı yaptırılabilir.

Uygulayıcıya uyarı: Bu yöntemde dikkat edilmesi gereken nokta, uygulayıcının ön kabuller üzerinden çalışmayı yönlendirmesi ve hayvanların hissedebilen varlıklar olduğunun önceden konuşulmuş olmasıdır.

YÖNTEM 5

Empati ile tahakküme dikkat çekilebilir.

Çocuklara hayvanat bahçelerinde ziyaret saatlerinden sonra ışıkların kapatıldığı anlatılır ve çocuklara “Bu hayvanlar gibi, uzun süre karanlıkta hapis kalmak ister miydin?” sorusu sorulur ve ışıklar kapatılır. Çocuklar karanlıktan çekindikleri için hayvanların durumunu hissedeceklerdir. Çocukları etkilemesi ve akıllarında kalması açısından faydalı olabilir.

YÖNTEM 6

Çocuklardan bir çember oluşturmaları istenir ve bir duyguyu nasıl ifade ettikleri, ardından da bir hayvanın aynı duyguyu nasıl ifade edebileceği sorulur.

  • Korkunca bunu nasıl ifade edersin?
  • Geyik korktuğunda bunu nasıl ifade eder?

Buradaki amaç; çocuğun geyiğin nasıl korktuğunu bulması değil, hayvanların bu duyguları nasıl ifade edebileceği, nasıl hissettikleri ile ilgili düşünmesini sağlamaktır. Çocuklar bu duyguları ifade edemeyebilir, gösteremeyebilir. Niye gösteremedikleri sorulduğunda muhtemelen “Bilmiyordum, hiç görmedim” cevabı gelecektir. “Hiç korkan bir hayvan gördün mü?” sorusuyla çocuğun günlük yaşamındaki deneyimlerine vurgu yapılarak duygularla ilgili bildiklerini konuşmaları sağlanabilir.

UYARI: Hedef yaş grubundaki çocuklar, aslında duyguları çok iyi bilmiyorlar. Etkinlikten sonra çocuklara “Ne hissediyorsunuz?”, “Bu deneyim size ne ifade etti?” gibi sorular sorulduğunda cevaplar iyi ve kötüden öteye geçemiyor. Belki de öncelikle, çocuklarla duyguları nasıl ifade edebilecekleri konuşulabilir.

YÖNTEM 7

Çocuklara hayvanların hissettikleri duygularla ilgili video görüntüleri gösterilebilir. Sonrasında “Burada ne olmuştur?”, “Sizce bu hayvan ne hissediyor?” gibi sorular sorarak hayvanların hissedebildikleri üzerine çocuğun düşünmesi sağlanabilir.

İnsan ve primatlar dışındaki hayvanlar, yüz kaslarını duygularını ifade etmek için çok kullanmıyorlar. Videolarda, bu yüz kaslarını kullanmayan hayvanlar gösterilerek çocuklara yüz ifadelerinin duyguları göstermenin tek yolu olmadığı ve hayvanların bizim bildiğimizin dışında şeyler yaşadıkları, duygularını farklı yollarla anlattıkları aktarılabilir.

Örneğin kaydıraktan kayan keçi (https://www.youtube.com/watch?v=jvLv876ME5A) videosu ile keçinin kaydıraktan kayarken yüzünde zevk aldığına dair herhangi bir ifade olmamasına rağmen zevk alabileceği anlatılabilir.

IV. ÖĞRENME HEDEFİ: Yaşamın tüm hayvanlar için eşit derece önemli olduğu algısının oluşması

Hissedebilen her canlı için kendi yaşamının herkesinki kadar değerli olduğu ve her yaşamın iyi ya da kötü gidebileceği fikrinin çocuklarda oluşmasına katkıda bulunmayı hedefliyoruz.

YÖNTEM 1

Çocuklara bazı sorular sorulur ve verdikleri cevaplara göre iki ya da daha fazla gruba ayrılmaları istenir. Bu gruplar, kolaylaştırıcının moderatörlüğünde aralarında tartışır, argümanlarını sunarlar. Her grup bir grup sözcüsü seçer, gruplar argümanlarını sözcü yoluyla iletir. Şu sorular sorulabilir:

  • Hayvanları kendimiz için kullandığımızda ne hissederler?
  • Sizce sirkte yaşayan hayvanlar mutlu mu? (Burada “sirk” yerine hayvanat bahçesi, barınak, yunus parkı vb. diyebiliriz.)

Çocuklar verdikleri cevaplara göre iki gruba ayrılamıyorlarsa, bir çocuk kimsenin vermediği bir cevap veriyorsa fiziksel bir değer çizgisi belirlenebilir. Çocuklar, verdikleri cevaplar doğrultusunda bulundukları pozisyonları değiştirebilir.

YÖNTEM 2

Çocuklara, “Bu alan çok küçük ve bizler bu alana göre fazla kalabalığız. Aranızdan birinin ayrılacağına karar verildi ama kimse ayrılmak istemiyor. Kimin ayrılacağına sizin karar vermeniz gerekiyor, nasıl karar verirsiniz?” sorusu yöneltilir ve çocuklardan aralarından bir kişiyi seçmeleri istenir.

Yürütücü “Ama o kendini kötü hissediyor, o da burada sizinle olmak istiyor” gibi, seçilen çocuğun gitmek istemediğini belirten cümlelerle tartışmayı yönlendirmelidir. Çocukların kimsenin kendi isteği dışında yaşam alanından ayrılmasının doğru olmadığı sonucuna ulaşmaları hedeflenmektedir.

ELEŞTİRİ: Hayvanların durumu ile eş olabilmesi için uygulayıcının birini zorla dışarı çıkarması gerekiyor çünkü hayvanlar, kimin gideceğini (öldürüleceğini, sömürüleceğini) kendileri seçmiyorlar.

YÖNTEM 3

Çocuklardan özgür olmayan bir hayvanın 24 saatini düşünmeleri ve anlatmaları istenir. Bu, grup çalışması veya drama metotlarından yola çıkılarak yapılabilir. Çocukların aktardıkları anlatılarda hayvanların uğradıkları baskıya uygulayıcının yönlendirmeleri ile kendi kendilerine ulaşmaları sağlanır.

Örneğin yunus parkında tutulan hayvanların günlük yaşam döngüleri, eğitim süreçleri, beslenmeleri, ulaşımları, yalnızlıkları ve kapalı tutulmaları çocuklar tarafından yeniden yaratılır. Sonrasında çocuklara,

-Sizce yunuslar hâllerinden memnun mu? -Sizce özgür olmak isterler mi?

-Sizce hayat onlar için iyi gidiyor mu?

-Hareket özgürlüğümüz kısıtlansa nasıl hissederdik? (Hem insan hem de insan dışı bir hayvan olarak)

-Hareket özgürlüğü nerede kısıtlanır? gibi sorular sorularak yunusların mutlu olmadıkları sonucuna çocukların ulaşmaları sağlanmaya çalışılır.

V. ÖĞRENME HEDEFİ: Benzer türlerin ya da türdeşlerin birbirlerinden farklı olabileceğinin öğrenilmesi

Tüm türlere ait farklı özelliklerin, yaygın olarak rastlanan, üstünlüğe dayalı ve hiyerarşik bakış açısıyla açıklanması değil de her türün kendi ihtiyaçlarına uygun, farklı mental ve fiziksel algı biçimleri geliştirmiş olduğunun bilinciyle tüm hayvanların birer birey olduğu fikrinin çocuklarda oluşmasını sağlamayı hedefliyoruz.

YÖNTEM 1

Türler arası farklılıkları üstünlük üzerinden okuyamayız. Üstün değil farklı olduğumuzu, her türün kendi ihtiyaçları doğrultusunda farklı özellikler geliştirdiğini çocuklara anlatabilmek için şu teknik kullanılabilir:

Canlandırma tekniği: Her çocuk farklı bir türü canlandırabilir. Çocuklar seçecekleri tür konusunda tamamen serbest bırakılır. Uygulayıcı, çocuklara canlandırdıkları türün farklılıklarının neler olabileceği konusunda yardımcı olabilir.

Her türün hayatta kalabilmek için geliştirdiği üstünlüklerin/farklılıkların vurgulanması için çocuklardan canlandırdıkları türün üstünlüğü/farklılığı konusunda argümanlar sunmaları istenir. Örneğin “Kuşlar uçabiliyor, biz uçamayız” gibi.

Bu durumda hangi tür daha üstündür?” sorusunu argümanlarına dayanarak ve aralarında tartışarak cevaplamaları istenir.

NOT: Bu türlerin ayırt edici özellikleri, atölye kitapçığında önceden de belirlenebilir ve çocuklara sunulur. Çocuklar bu türlerden birini seçebilir. Örneğin “Kuşlar uçabilirler”, “Çitalar hızlı koşabilirler”, “Bazı balık türleri; avlanabilmek için, ışığın suda kırılma payını bulmak için detaylı matematik hesaplamaları yapabilirler” gibi. Eğer ayırt edici özellikler çocuklara önceden verilecekse yöntemde bazı değişiklikler yapılması gerekmektedir.

YÖNTEM 2

Her türün insan karşısındaki üstünlüğü vurgulanabilir. (Bu özellikler -Superman gibi- süper kahramanlarla ilişkilendirilip aslında üstünlük fikrinin ne kadar anlamsız olduğu vurgulanabilir.)

Önerme: O zaman bütün uçabilen türlerin bizden üstün olması gerekmez mi? Sonuç: Bizden daha mı üstünler? Yoksa sadece farklılar mı?

ÖNERİ: Aile eğitiminde çocuklara “en” olmaya yönelik bir bakış açısı aşılandığı için “En hızlı hangi hayvan koşar?”, “En güçlü hayvan hangisidir?” gibi sorularla aslında insanı en iyi saymak için fazla bir neden olmadığı kavratılabilir. En iyi olmanın, diğerlerini yenerek değil ancak diğerleriyle yaşayıp onları yaşatarak sağlanabileceği anlatılabilir.

YÖNTEM 3

Türdeşlerin de birbirinden farklı olabileceği, türdeşlerde bireysel tercihlerin nasıl farklılaşabileceği üzerinden diğer türlerin de birey olduğu vurgusu yapılabilir.

Çocuklarda diğer türlerdeki bireysellik algısının geliştirilebilmesi için çocuklara kendi kişisel tercihleri üzerinden sorular sorulabilir.

Ek olarak tüm grubun bir türe ait olduğu bir önerme ile yine bireysel tercihler vurgulanabilir. Burada çocukların gerçek hayat deneyimine şahit olabilecekleri bir türün tercih edilmesi daha verimli olacaktır.

Örneğin “Şimdi hepimiz kedi olalım

Bazı kediler iple oynamayı sever, bazıları topla oynamayı sever. Bazı kediler zeytin ya da patates yemeye bayılır, diğerleri hiç yemez.

YÖNTEM 4

Her hayvan birbirinden farklıdır ve aynı durumlara farklı tepkiler gösterebilirler. Bu, çocuklara örnek videolarla anlatılmaya çalışılabilir.

ÖRNEK VİDEO I: Avladığı babunun beraberinde yavrusu olduğunu fark eden leoparın yavruyu korumaya aldığı ve yavru babunla ilgilendiği gözlemlenmiştir. (https://www.youtube.com/watch?v=aSP7DDY1lz4)

ÖRNEK VİDEO II: Rusya’daki Primorye Safari Parkı’nda bulunan bir Sibirya kaplanının yemesi için kafesine bırakılan keçi ile arkadaş olması ve daha önce canlı hayvanlarla beslenen kaplanın artık canlı hayvanlarla beslenmediği gözlemlenmiştir. (https://gaiadergi.com/esaret-altinda-bir-dostluk-hikayesi-kaplan-amur-ve-keci-timur/)

YÖNTEM 5

Çocuklara birbirine benzeyen iki hayvanın ve ikiz olan iki insanın fotoğrafları gösterilip farklılıkları sorulabilir. Fiziksel olarak bir fark olmasa bile ikiz kardeşlerin karakterleri, sevdikleri, sevmedikleri şeyler nasıl birbirinden farklıysa birbirine benzeyen iki köpeğin de -insan ikizlerinde olduğu gibi- birbirinden farklı oldukları vurgusu yapılabilir.

YÖNTEM 6

Çocuklara özgür yaşayan ve özgürlüğü elinden alınan iki türdeşe dair bir hikâye anlatılabilir. Örneğin yunusların yüz ifadelerine bakarak her zaman mutlu olduklarını varsayabilir miyiz? Bizim onlara yüklediğimiz kimlikleri taşımak zorundalar mı? Yunus parkında ve açık denizdeki iki yunus da mutlu görünebilir, sizce ikisi de mutlu mudur? Biri esaret altında, diğeri özgür olan iki hayvan tabii ki de birbirinden farklıdır.

YÖNTEM 7

Katılıyorum/Katılmıyorum Etkinliği: Çocuklara, gözleme dayalı bireysel farklılıkları içeren iki örnek verilebilir. Bu örnekler şehirde ya da köyde yaşayan çocuklara göre değişiklik göstermelidir. Yöntemde çocukların yaşadığı yerleşim yerine göre, ilişkide bulunmuş oldukları hayvanlar örnek verilebilir.

Örneğin çocuklara bir hayvanın okşanmaktan hoşlanıp hoşlanmadığı sorulabilir. Kimi çocuklar aynı cevabı verirken kimileriyse farklı cevaplar verecektir. Bu cevaplar çocuklara sorgulatılabilir. Yine sevilme üzerinden, hayvanlarla çocuklar arasında bir bağ da kurulabilir. Örneğin “Yetişkinlerin çocukları sıkarak sevmesi” gibi.

YÖNTEM 8

Çocuklardan sıraya girmeleri istenir. Çocuklara, “Gıdıklandığında güler misin?”, “İki arkadaş küstüğünde üzülür müsün?”, “Gece karanlıkta kaldığında korkar mısın?” gibi sorular sorulur. Soruların cevabına göre evetse öne, hayırsa arkaya adım atmaları istenir. Sorular bittiğinde herkesin şu soruları düşünerek gruba bakması söylenir: Neredeydim, neredeyim, herkes nerede? O zaman uygulayıcı şunu sorar: Sorular aynıydı, neden herkes farklı yerlerde?

ELEŞTİRİ: Bu gibi etkinliklerde, daha çok çocuklar arası bireysel farklılıkların üstü çizildiğinden türler arası farklılıklar vurgulanmış olmaz. Bu yüzden sorular “Kediler gıdıklanır mı?”, “İnekler karanlıktan korkar mı?” şeklinde değiştirilebilir.

VI. ÖĞRENME HEDEFİ: Canlıların hakları konusunda bilgi sahibi olunması

Dünyaya gelen her bebeğin -hangi türe dâhil olursa olsun- yaşamaya, acı çekmemeye ve hiç kimsenin malı olmamaya hakkı vardır. Bu nedenle çocuklarda insan türüne mensup her bireyin sahip olduğu haklara diğer türlere ait bireylerin de sahip olması gerektiği fikrini oluşturmayı hedefliyoruz: Yaşama hakkı, özgür olma hakkı, beden dokunulmazlığı, doğal yaşam koşullarına uygun yaşama hakkı…

YÖNTEM 1

Şimdi Hepimiz Kedi Olalım” oyunu devam ettirilerek bu kez negatif önermeler üzerinden çocukların yorumları alınarak haklar konusuna vurgu yapılabilir.

Örneğin hareket özgürlüğünün kısıtlanması hakkında “Özgürlüğünüz kısıtlansa nasıl hissederdiniz?” sorusu yöneltilebilir. Hem insan hem kedi olarak, hareket özgürlüğü nerede kısıtlanır?

Diğer türlerle de -örneğin “çiftlik hayvanları” ya da barınaktaki hayvanlarla- paralellik kurulabilir.

ÖNERİ: Hak meselesi, yine çocuk ve hayvanların haklarının benzerlikleri üzerinden anlatılabilir. Beden dokunulmazlığı hakkı, rıza kavramı üzerinden anlatılabilir. Akraba ziyaretlerinde çocuğun başkalarına sarılmaya, öpülmeye zorlanması ile bankta yanında duran kedinin sıkıştırılması hem kedi hem de çocuk için rahatsızlık verici bir durumdur.

YÖNTEM 2

HAKSIZLIK KARTLARI:

UYARI: Örneğin yaşam hakkı üzerine konuşulurken, kesim konusu hassas bir konu olduğu için bu konuda bir illüstrasyon bile travmatik etki yaratabilir. O yüzden kesim yerine böcek ilacı, balık tutma, fare kapanı örnekleri verilebilir.

Küçük yaş grubu için somut olan haksızlıktır, haklarsa daha soyuttur. His üzerine çalıştığımız için çocuğu hak kavramına daha rahat götürecek olan şey; çocuğun haksızlığı tespit etmesidir.

Bazı haksızlıklar can acıtabilir, çocuklar bunları tartışmaya hazır olmayabilir. Bu yüzden çocuk grubuna göre kartlar, haksızlıklar belirlenmelidir. Farklı farklı haksızlıkların olduğu bir grup kart çocuklara verilebilir; çocuk grubu kendilerine uyan (tartışmak istediği, tartışmaya hazır olduğu) kartları seçip bunlar üzerine düşünmeye sevk edilebilir. Gruplar, hangi kartla çalışmak istediklerini kendileri seçmelidir. Bu kartlar arasında böcek ilacı da olabilir ancak çocuk, böcek ilaçlamayı bir haksızlık olarak görmüyorsa zaten bunun üzerine konuşmayacaktır. Ancak hiç konuşulmayan konular, seçilmeyen kartlar da uygulamanın sonunda özel olarak vurgulanabilir. “Neden bu konuda hiç konuşmadınız?” şeklinde bir soru yöneltilerek çocukların bu konu üzerine de düşünmeleri sağlanabilir.

Kartlarda beden dokunulmazlığına karşılık boyalı civciv, deneyde kullanma örnekleri; özgür yaşama konusunda yarış atı, midilliye binme örnekleri verilebilir. Bunların hepsi kartlarda görselleştirilir.

YÖNTEM 4

HAYVAN HAKLARI İLE İLGİLİ GAZETE ÇIKARMA: Birçok haksızlığın bulunduğu kartlar çocuklara dağıtılır. “Sizler birer gazetecisiniz ve hayvan hakları ile ilgili bir gazete çıkaracaksınız. Elinize bu görseller ulaştı. Siz editörsünüz, hangisini haber yapacağınıza siz karar vereceksiniz” şeklinde çocukları yönlendirerek ve motive ederek bu gazetenin hayvan haklarını savunan bir gazete olduğunu belirtip, hayvanlara yapılan haksızlıkları gösterip bunların nasıl çözülebileceğine ilişkin öneriler sorularak grup çalışması yapılabilir. Grup, haksızlık kartlarından bazılarını seçip aralarında tartışmaya başlar. Bazı çocuklar, bir haksızlığı haksızlık olarak görürken bazıları ise o haksızlığı haksızlık olarak tanımlamayacaktır. Örneğin akvaryumdaki balık, onlar için haksızlık olmayabilir.

Uygulamanın sonunda gruplar birbirlerine gazetelerini verir. Gazeteyi görselleştirdilerse görsel olarak birbirlerine verebilirler ancak en ideali, birbirlerine kısa bir süre içinde anlatmalarıdır. Tespit edilemeyen haksızlıklar varsa bunları sorularla açabiliriz. Haksızlığı neden haksızlık olarak görmediklerine ilişkin sorular sorulabilir.

Bu yöntemde değerlendirme şarttır. Her uygulama sonunda çocukların ne öğrendiği ya da neleri sorguladıkları ile ilgili olarak bir değerlendirme yapılmalıdır. Haksızlık kartlarında yer alan hayvana mektup yazmaları istenebilir. Bu mektup ile çocuğun atölye sonunda ne öğrendiği, o hayvanla hangi duygu ve düşüncelerini paylaşmak isteyeceği sorgulanabilir. Aynı zamanda “Sen haklarını korumak için ne yapacaksın?“, “Başkalarının haklarını korumak, gözetmek ya da saygı göstermek için bundan sonra ne yapacaksın?” gibi sorular yöneltilebilir, çocukların önerileri alınabilir. İsteyen çocuklar mektuplarını paylaşabilir ya da “Mektubunu paylaşmak isteyen var mı?” diye çocuklara sorulur.

Eğer tek seferlik bir atölye olmayacaksa aradaki vakitte çocuklardan gözlem yapmaları ya da birileri ile röportaj yapmaları istenebilir. Çocuğu harekete geçirmek, çocuğa mücadeleye katıldığı hissi vermek, çocuğun da mücadele için yapabileceği şeyler olduğu hissini vermek önemli.

YORUM: Çocukların atölyede -gazete vb.- bir sonuç ürünü çıkartmaları önemlidir. Atölyenin sonunda çocukların sergileyebileceği bir ürün çıkması çocukları motive edebilir, atölyeyi hatırlamalarını sağlayabilir. Sonuç ürünü, atölyeye olan ilgilerini de arttırabilir.

YÖNTEM 5

Hayvan sömürüsü uygulamaları ve hayvanların yaşadıkları hak ihlâlleri eşleştirilerek çocuklara kavratılabilir. Örneğin ineğin sütünün insanlar tarafından alınması, buzağının annesinin sütüne ulaşamaması anlamına gelir. Bu çalışma, yine çocukların dâhil edildiği interaktif/dramatik metotlar ile yapılabilir.

YÖNTEM 6

1-10 arası şeklinde derecelendirilen basit duygu skalaları ile çocuklara kendilerinin mutlu oldukları fakat hayvan sömürüsü içeren eylemlerde ne hissettikleri, bu eylemlerin sonucunda sömürüye uğrayan hayvanların ne hissettikleri sorulan sorularla karşılaştırılabilir. Böylece çocukların hayvanlarla empati kurması kolaylaştırılabilir.

  • Bu dondurmayı yediğinde ne kadar mutlu oluyorsun?
  • Bu dondurmanın yapımı için sütünü aldığın hayvan ne kadar mutlu?

UYARI: Sorular net ve gerçekçi olmalıdır.

YÖNTEM 7

Çocuklardan buzdolabı ve gardırop resmi çizmeleri ve içinde neler olduğunu yazmaları veya çizmeleri istenir. Daha sonra çocuklara buzdolabı ve gardıropta olan ürünlerin nereden gelmiş olabileceği sorulur. Hayvan sömürüsü içermeyen ürünlerden sonra süt, peynir, et, deri, kürk gibi “ürün”lere gelindiğinde kolaylaştırıcının yönlendirmeleri ile bu “ürün”lerin sömürü içeren aşamalarına vurgu yapılabilir. Sonrasında çocuklara vegan beslenme anlatılır ve üzerine tartışmaları sağlanabilir.