Basın Toplantısı: 5 Aylık Hak İhlalleri Raporunu Açıkladık!

Sivil Düşün AB Programı desteği ile Hayvan Haklarını Koruma ve Geliştirme Derneği’nin (HAGİD) yürütücülüğünde Hayvan Hakları İzleme Merkezi (HAKİM) olarak, Mart ve Ağustos ayları arasındaki hayvan hakları ihlâllerini raporladık. Beş aylık hayvan hakları ihlâlleri raporumuzu, Beyoğlu’ndaki Aynalıgeçit Etkinlik Mekânı’nda, 22 Eylül’de düzenlediğimiz basın toplantısında açıkladık. Basın toplantımıza CHP İstanbul Milletvekili ve PM Üyesi Sezgin Tanrıkulu, 24. dönem İstanbul Milletvekili Melda Onur ve Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu (HAYKONFED) İstanbul Temsilcisi Barış Şengün katıldı.

20160922_132423

Beş aylık süre zarfında milyonlarca hayvanın katledildiğini ve sistematik işkenceye maruz kaldığını ifade eden HAKİM Koordinatörü Burak Özgüner “Raporumuza yansıyan hak ihlâlleri, basına, sosyal medyaya yansıyanlar, yaptırımla karşılık bulanlar, yani sadece kayıt altına alınabilenler. Buna rağmen, sadece beş ay gibi bir sürede, milyonlarca hayvanın başta yaşam hakkı olmak üzere birçok hakkının gasp edildiğini kolaylıkla görüyoruz. Raporlanamayan milyonlarca hak ihlâli var. Her gün mezbahalarda, barınaklarda, süt ve yumurta çiftliklerinde, avcılıkta, hayvanat bahçelerinde, faytonlarda ve taşımacılıkta, yunus parklarında, hayvanlı sirklerde, kürk çiftliklerinde, deney laboratuvarlarında, ipek böcekçiliği, arıcılık, “bohçacılık” adı altında yürütülen böcek toplamaları sırasındaki rutin şiddet ve ülkemizdeki çatışmalar, bombalamalar sırasında yaşanan can kayıpları ve acılar ne yazık ki raporlarımıza dâhil edilememiştir” şeklinde konuştu.

Basın açıklamasını okuyan Hayvan Hakları ve Etiği Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Neşe Akbaş da sokak hayvanlarına yönelik devlet politikalarına ve seri kısırlaştırma uygulamalarına karşı Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nı ve yerel yönetimleri eleştirdi:

2015 yılında belediyelerin veya mobil kısırlaştırma hizmeti adı altında “işkence” yapan firmaların kısırlaştırdığı 136.000 sokak hayvanından kaçı yaşıyor, kaçı bu operasyondan sonra tıbbî yardıma muhtaç hâle geldi, kaçı alındıkları yerler olan sokaklara geri dönebildi? Bugün yerel yönetimlerce meslek etiğine aykırı şekilde yapılan ve milyonlarca insanın da vicdanını yaralayan kısırlaştırma operasyonları, sokak hayvanları için soykırıma dönüşmüştür

 

KISIRKAYA TOPLAMA KAMPI YİNE GÜNDEMDE, HUKUK MÜCADELESİ DEVAM EDİYOR

kisirkaya-hayvan-barinag%cc%86i

Sokak hayvanlarının dev, merkezî tesislerde toplandığı toplama kamplarının inşa edildiği ve işletildiği bir döneme girildiğini belirten Akbaş, “En başından beri söylediğimiz gibi, sokak hayvanlarını kullanarak bölgenin imara açılması konusunda bir rant projesi olarak tanımladığımız Kısırkaya toplama kampı, bugün hâlâ faal durumdadır ve İstanbul’un 120 km. ötesinden toplanan sokak hayvanları, dağ başında olan bu tesise taşınmaktadır. Mahkeme kararına, yapılan suç duyurusu ve tüm idarî başvurulara rağmen faaliyete devam eden Kısırkaya toplama kampı projesine son vermeyen İBB yetkilileri hakkında yapmış olduğumuz suç duyurusu kapsamında, İstanbul Valiliği soruşturma izni vermese de yaptığımız itiraz neticesinde, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi I. Kurulu, İBB yetkilileri hakkında soruşturma izni verilmesine karar vermiştir. Önümüzdeki günlerde, yasadışı yapıların kaldırılması için İstanbul 3. Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na gerekli başvuruyu yapacağız ve İBB’ye tazminat davası açacağız” açıklamasında bulundu.

hagid_topl1

Basın toplantısında konuşan ve Hayvanları Koruma Kanunu’nun değiştirilmesi için yasa teklifi veren 24. dönem İstanbul Milletvekili Melda Onur da HAKİM’in raporlarına yansıyan hayvan hakları ihlâllerini yorumlayarak geçmiş yasa tasarısı konusundaki meclis görüşmeleri hakkında bilgi verdi ve TBMM’nin açılmasına yakın, bu konuyu tekrar gündemlerine alacaklarını dile getirdi.  Onur, “Hayvan hakları mücadelesi için insanların sorunlarının bitmesini beklememeliyiz” dedi. Ayrıca barış sürecinde katırların ve hayvanların katledildiği Güneydoğu illerine giden Onur, bir köylünün “Burada büyük operasyonlar yapmadan önce katırlarımızı, hayvanlarımızı vuruyorlar” dediğini hatırlatarak, hayvan hakları ihlâlinin insan hakları ihlâlinin barometresi olduğunu kaydetti.

İnsan haklarının hayvan haklarının önünde veya arkasında olmadığını, öncelik sıralamasının kabul edilemeyeceğini ve savaşın temel insan haklarının ihlal etmesinin yanında hayvan haklarınını da ihlal ettiğini ifade eden CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise “Hayvan hakları konusunda çalışmalarda bulunanlara hayranım. Onların gelişmiş bir network ve lobi gücü var. Eğer bu harekete geçerse biraz önce dinlediğimiz bu raporda olan tabloyu azaltma konusunda birlikte başarılı oluruz. Önce insan hakları sonra hayvan hakları sonra çevre hakları gibi bir sıralama yapamayız. Dolayısıyla bunların hepsi birbiriyle iç içe geçmiş aynı barışık halin haklarıdır. İnsan hakları olmazsa, hayvan hakları olmazsa, çevre hakları olmazsa bir bütün olarak iyi ve barışık bir toplumda yaşayamayız. Dolayısıyla biri ötekinin önünde yada arkasında değildir” dedi.

hagid_topl3

Basın toplantısında konuşan Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu (HAYKONFED) İstanbul Temsilcisi Barış Şengün ise Türkiye genelinde şiddetini arttıran yasadışı ve usulsüz hayvan toplamaları, sokak hayvanları konusundaki uygulamalar ve girişimler hakkında bilgi verdi. HAYKONFED İstanbul Koordinatörü Şengün, “Hayvan hakları ihlâlleri sadece kedi ve köpekle sınırlı değil ancak kedi ve köpek, sosyal yaşamın ortasında yer aldığından daha fazla dikkat çekiyor” dedi. İBB ile yaşanan sıkıntılardan bahseden Şengün, “İBB, yetkisini bir tehdit unsuru olarak kullanıyor, defalarca suçüstü yakalamamıza rağmen belediyeler, yetkisini aşan ya da kanunsuz uygulamaları nedeniyle cezalandırılmıyor. 5199 sayılı yasanın uygulayıcısı Orman ve Su İşleri Bakanlığı ama hiçbir şekilde görevlerini yerine getirmiyorlar. Belediyeler de bundan cesaret alarak kanun tanımazlığa devam ediyor” şeklinde konuştu.

Sokak hayvanlarına yönelik hak ihlâlleri ile ilgili olarak fotoğraf ve videoların gösterildiği basın toplantısının sonunda tüm kamuoyuna hayvan haklarına saygılı davranma çağrısında bulunuldu.

 

* Basın toplantısında okunan açıklamanın tam metni:

22.09.2016
BASINA ve KAMUOYUNA,

Sivil Düşün Aktivist Destek AB Programı tarafından desteklenen ve Hayvan Haklarını Koruma ve Geliştirme Derneği (HAGİD) tarafından yürütülen Hayvan Hakları İzleme Merkezi (HAKİM) çalışması kapsamında, Türkiye’de yaşanan hayvan hakları ihlâllerini, tür ayırt etmeksizin raporlamaya devam ediyoruz. Bu basın toplantımızda Mart, Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında yaşanan hayvan hakları ihlâllerini basın ve kamuoyu ile paylaşıyoruz.

Bu toplantıda açıklayacağımız beş aylık hayvan hakları ihlâlleri raporuna göre; Mart ayında EN AZ 16 bin 560 yaşam hakkı ihlâli, EN AZ 1040 işkence vakası, EN AZ 232 özgürlüğü kısıtlama vakası, EN AZ 50 beden dokunulmazlığını ihlâl, EN AZ 138 cana kasıt vakası, EN AZ 40 bin 120 zorunlu göce tâbi tutma olayı ile karşılaşılmıştır. Nisan ayında ise EN AZ 7 milyon 392 bin 152 yaşam hakkı ihlâli, EN AZ 105 işkence vakası, EN AZ 1 cinsel şiddet vakası, EN AZ 576 özgürlüğü kısıtlama vakası, EN AZ 60 beden dokunulmazlığını ihlâl, EN AZ 7 cana kasıt vakası ve EN AZ 40 terk etme vakası ile karşılaşılmıştır. Mayıs ayında ise EN AZ 1797 yaşam hakkı ihlâli, EN AZ 24 işkence vakası, EN AZ 103 özgürlüğü kısıtlama vakası, EN AZ 1 cana kasıt vakası, EN AZ 2 beden dokunulmazlığını ihlâl, EN AZ 35 zorunlu göce tâbi tutma ve EN AZ 105 terk etme vakası ile karşılaşılmıştır. Haziran ayında ise EN AZ 104 bin 589 yaşam hakkı ihlâli, EN AZ 27 işkence vakası, EN AZ 1.516 özgürlüğü kısıtlama vakası, EN AZ 1 cana kasıt vakası ve EN AZ 10 terk etme vakası ile karşılaşılmıştır. Temmuz ayında ise EN AZ 800 bin 136 yaşam hakkı ihlâli, EN AZ 248 işkence vakası, EN AZ 342 özgürlüğü kısıtlama vakası ve EN AZ 14 cana kasıt vakası ile karşılaşılmıştır. Beş aylık hayvan hakları ihllâlleri raporumuza, toplamda EN AZ 8 milyon 315 bin 234 yaşam hakkı ihlâli, EN AZ 1444 işkence vakası, EN AZ 2769 özgürlüğü kısıtlama vakası, EN AZ 112 beden dokunulmazlığını ihlâl, EN AZ 161 cana kasıt vakası, EN AZ 40 bin 155 zorunlu göce tâbi tutma, EN AZ 155 terk etme vakası ve EN AZ 1 cinsel şiddet vakası yansımıştır. Beş aylık raporumuza EN AZ 1 cinsel şiddet vakası yansısa da Türkiye’de hayvanlara yönelik cinsel şiddetin oldukça yaygın olduğu bilinmekte ancak medyaya yansımadığı için raporlandırılamamaktadır. 31 Ağustos 2016 itibarı ile, sunî tohumlama yoluyla cinsel şiddete maruz kalan kayıtlı hayvan sayısı, 1 milyon 764 bin 56 olarak HAYGEM verilerine yansımıştır. Raporlarımıza yansıyan hak ihlâllerinin yaptırımla karşılık bulması için Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nı göreve davet ediyoruz.

Türkiye’de bir ilk olarak başladığımız bu çalışmada, 7 aydır raporlarımıza yansıyan hayvan hakları ihlâllerine ilişkin istatistikî veriler, türü ne olursa olsun, şiddetin her türlüsünün, sinir sistemi olan her canlıya aynı acıyı verdiği bilincinden, yaşadığımız coğrafyada ne kadar uzakta olduğumuzu bizlere gösteriyor. Öte yandan, her gün mezbahalarda, barınaklarda, süt ve yumurta çiftliklerinde, avcılıkta, hayvanat bahçelerinde, faytonlarda ve taşımacılıkta, yunus parklarında, hayvanlı sirklerde, kürk çiftliklerinde, deney laboratuvarlarında, ipek böcekçiliği, arıcılık, “bohçacılık” adı altında yürütülen böcek toplamaları sırasındaki rutin şiddet ve ülkemizdeki çatışmalar, bombalamalar sırasında yaşanan can kayıpları ve acılar ne yazık ki raporlarımıza dâhil edilememiştir. Ancak bizler biliyoruz ki her gün onbinlerce hayvan, birçok tesis ve işletmede, gündelik hayatımızda sistematik zulme, hak ihlâllerine ve katliamlara maruz bırakılmaktadır. İstanbul Tuzla’da bulunan ve Balkanlar’ın en büyük mezbahası olan mezbahada, sadece bu tesiste her gün 2.000 “küçükbaş” hayvan katledilmektedir. Bir günü geçtik, bir dakikada dahi hayvanlara uygulanan zulüm korkunç boyutlardadır.

Her basın toplantımızda olduğu gibi, bu basın toplantımızı da belli bir tema çerçevesinde düzenliyoruz. Bugün, Türkiye genelinde gün geçtikçe şiddetlenen ve artış gösteren sokak hayvanlarına yönelik müdahaleleri, büyük hak gasplarına yol açan uygulamalar ile usulsüz, yasadışı ve tamamen keyfî bir şekilde sürdürülen sokak köpeği toplamalarını bir kez daha gündeme taşıyoruz. 12 senedir yürürlükte bulunan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu, en göz önünde bulunan, yüzyıllardır Türkiye sokaklarında yaşam savaşı veren sokak hayvanlarını dahi korumaktan aciz durumdadır. Kanunun 6. maddesine göre, sokak hayvanlarının öldürülmesi kesinlikle yasak iken, Türkiye’nin dört bir yanından toplu katliam haberleri aldık ve almaya devam ediyoruz. Açıkladığımız beş aylık raporda da yer bulduğu üzere; Çanakkale’de; İzmir Menderes’te; Bartın Kozcağız’da; Bursa İnegöl’de; İstanbul’da Validebağ Korusu’nda; Bolu Gerede’de;Manisa Yunusemre’de; Yalova Paşakent’te, Karpuzdere’de ve Esenköy’de; Kastamonu Tosya’da; Aydın Milas’ta; Ankara Kırkkonaklar’da; Kocaeli Darıca’da ve Kirazpınar’da; Afyon Sandıklı’da; Isparta Yalvaç’ta; Ağrı Doğubayazıt ve Patnos’ta; Gaziantep Islahiye’de ve Nurdağı’nda; Kastamonu Karadere’de; Muğla Akyaka’da ve Bodrum’da; Yozgat Sarıkaya’da; Edirne Enez’de ve Nevşehir Ürgüp’te sokak hayvanları toplu şekilde katledilmiş, Tokat Zile’de ve İzmir Seferihisar’da tespit edilen toplu mezarlarda ise yüzlerce sokak hayvanının cesedine ulaşılmıştır.

Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği, 10 senedir yürürlükte olmasına rağmen ve bu yönetmelikte bir hayvan bakımevinin hangi koşullarda kurulması gerektiği ve ne şekilde hayvanlara hizmet verileceği belirlenmiş olmasına rağmen, hayvan barınaklarının durumu tam anlamıyla içler acısıdır. Beş aylık süre zarfında; İstanbul Sarıyer Belediyesi Barınağı ve Beşiktaş Belediyesi sokak hayvanları tedavi ünitesi, Aydın Büyükşehir Belediyesi Barınağı, Antalya Alanya Barınağı, Bursa İnegöl Barınağı, İzmir’de Foça Belediyesi, Büyükşehir ve Konak Belediyesi’nin sokak hayvanları tedavi birimi, Mersin Tarsus Barınağı; Afyon Sandıklı Barınağı;Osmaniye Kadirli Barınağı; İzmir Kiraz’da sokak hayvanlarının tutulduğu yer ve Bergama Barınağı; Adıyaman Belediyesi Barınağı;Balıkesir Edremit Belediyesi Barınağı, Konya Akşehir Belediyesi Barınağı, Manisa Turgutlu Barınağı; Kayseri Büyükşehir Belediyesi Molu Barınağı ve Ergene Çöplüğü’ne Çorlu Belediyesi ve birçok ilçe belediyesi tarafından terk edilen sokak köpekleri açısından tablo oldukça can acıtıcıdır. “Geçici hayvan bakımevi” adı altında, gerek arazi özellikleri gerekse fizikî koşulları itibarı ile hayvanlar için yaşamsal tehdit ve tehlike oluşturan barınaklar ise çoğalmaya devam etmektedir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, metan gazı toplama alanında ve yüksek gerilim hatlarının altında bulunan Hasdal Barınağı’nın bir benzeri ise, Uşak’ta Banaz Belediyesi tarafından inşa edilmiştir. Banaz’da sokak hayvanları, her an patlama tehlikesi ile karşı karşıya olan tüp deposunun yanında kurulan bir barınağa hapsedilmeye başlanmıştır. Mevzuata aykırı olarak inşa edilen ve kurulan barınaklar konusunda Orman ve Su İşleri Bakanlığı, yaptırım uygulamamak için direnmektedir.

Yine aynı yönetmeliğe göre; sokaklardan toplanan hayvanların, alındıkları yerlere bırakılması esas olmasına rağmen, neredeyse tüm belediyeler, sokak köpeklerini farklı mahallelere, bundan da kötüsü, asla yaşayamayacakları bölgelere, ormanlara, taş ocaklarına, çöplüklere terk etmektedir. Raporlama yaptığımız beş aylık süre zarfında; İstanbul’da İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, sabahın erken ve gecenin geç saatlerinde neredeyse tüm İstanbul ilçelerinden, Arnavutköy Belediyesi’nin ilçe genelinden; Ankara’da Polatlı TİGEM’den; Afyon’da Sandıklı’dan; Bursa’da Paşaköy’den; Adana’da Doğalpark’tan; Aydın’da Milas’tan ve Güzelçamlı’dan; Bartın’da Amasra ve Kozcağız’dan; İzmir’de Kiraz’dan; Kocaeli’de birçok ilçeden ve Manisa’da tüm il genelinde sokak hayvanlarının usulsüz olarak toplandığı defalarca tespit edilmiştir. Kısırlaştırıldığı iddia edilen ve ücra, ıssız yerlere terk edilen küpeli sokak köpeklerinin doğum yaptığı ise defalarca hayvan koruma gönüllüleri tarafından tespit edilmiştir. İstanbul’a bakacak olduğumuzda ise, Kurtköy-Pendik orman hattı âdeta “sokak köpeği havzası”na dönüştürülmüş durumdadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri, sokak köpeklerine “hafriyat molozu” muamelesi yapmakta, ormanlar, yol kenarları sokak köpeği cesetleriyle dolup taşmaktadır. Ne yazık ki günümüzde, yerel yönetimlerce, evsel atıklar ve geri dönüştürülebilecek atıklar dahi sokak hayvanlarından daha değerli görülmektedir. Ayrıca, daha önce, bazı akademisyenlerin istifası ile sonuçlanan bir kedi kıyımı vakası ile gündeme gelen Şehir Üniversitesi’nin, kampüs içerisindeki kedileri bugünlerde bir kez daha toplatarak bilinmeze gönderdiğini buradan duyuruyoruz. Yaşam düşmanı bir tavırla, kedileri yaşam alanlarından sürgün eden Şehir Üniversitesi’ni teşhir ediyor, kınıyor ve bu hayvan düşmanı tutumdan derhal vazgeçmeye çağırıyoruz.

Geçtiğimiz Nisan ayında, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre; Türkiye genelinde 2015 yılında 65 bin hayvan kapasiteli 200 hayvan bakımevinde yapılan rehabilitasyon (?) çalışmalarında yaklaşık 136 bin sokak hayvanının kısırlaştırılarak işaretlendiği ifade edilmiştir. Hatırlatmak isteriz ki kısırlaştırma operasyonu, rehabilitasyon faaliyeti olarak tanımlanabilecek bir uygulama değildir. Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na soruyoruz: Rehabilitasyonun anlamını biliyor musunuz? 2015 yılında belediyelerin veya mobil kısırlaştırma hizmeti adı altında “işkence” yapan firmaların kısırlaştırdığı 136.000 sokak hayvanından kaçı yaşıyor, kaçı bu operasyondan sonra tıbbî yardıma muhtaç hâle geldi, kaçı alındıkları yerler olan sokaklara geri dönebildi? Bugün yerel yönetimlerce meslek etiğine aykırı şekilde yapılan ve milyonlarca insanın da vicdanını yaralayan kısırlaştırma operasyonları, sokak hayvanları için soykırıma dönüşmüştür.

Öte yandan, sokak hayvanlarının dev, merkezî tesislerde toplandığı toplama kamplarının inşa edildiği ve işletildiği bir döneme girmiş bulunmaktayız. İstanbul’da Sarıyer’in Kısırkaya köyünde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından inşa edilen Kısırkaya hayvan toplama kampına benzer projeler farklı şehirlerde de hayata geçirilmek isteniyor. Bilindiği üzere, Kısırkaya toplama kampı, Hayvan Haklarını Koruma ve Geliştirme Derneği (HAGİD) tarafından idarî yargıya taşınmış ve İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nin verdiği “iptal” kararı ile proje iptal edilmiştir. En başından beri söylediğimiz gibi, sokak hayvanlarını kullanarak bölgenin imara açılması konusunda bir rant projesi olarak tanımladığımız Kısırkaya toplama kampı, bugün hâlâ faal durumdadır ve İstanbul’un 120 km. ötesinden toplanan sokak hayvanları, dağ başında olan bu tesise taşınmaktadır. Mahkeme kararına, yapılan suç duyurusu ve tüm idarî başvurulara rağmen faaliyete devam eden Kısırkaya toplama kampı projesine son vermeyen İBB yetkilileri hakkında yapmış olduğumuz suç duyurusu kapsamında, İstanbul Valiliği soruşturma izni vermese de yaptığımız itiraz neticesinde, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi I. Kurulu, İBB yetkilileri hakkında soruşturma izni verilmesine karar vermiştir. Böylelikle, mahkeme kararını uygulamayan, binlerce sokak hayvanının yaşam hakkını gasp eden, kilometreler boyunca hasta ve sakat hayvanlara işkence eden İBB yetkililerinin, görevlerini kötüye kullandıkları ve imar kirliliğine neden oldukları gerekçesiyle yargılanmalarının önündeki tüm engeller de ortadan kalkmıştır. Yılda onbinlerce hayvanın hakkını gasp eden İBB yetkilileri yargı önüne çıkartılana dek hukukî mücadeleye devam edeceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.

Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’na “Kısırkaya” başvurusu ve İBB’ye tazminat davası

Kısırkaya toplama kampı konusunda, tüm bu gelişmelerden bağımsız olarak, yarın İstanbul 3. Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’na başvuruda bulunarak, söz konusu tesisteki yasadışı yapıların kaldırılmasını talep edeceğiz. Ayrıca kazandığımız dava neticesinde doğan tazminat hakkımız konusunda hazırlıklara başladığımızı da duyuruyoruz. Bu hafta, İBB’ye başvurarak manevî zararımızın karşılanması talebinde bulunacağız. Tazminat davasını kazandığımız takdirde, mahkemenin takdir edeceği tazminat miktarı, Türkiye’de rutin şiddete, tecavüze, kötü muameleye maruz kalan sokak hayvanları için şeffaflık içerisinde değerlendirilecektir.

Bu basın toplantısı vesilesiyle, defalarca hayvan koruma gönüllüleri tarafından yasadışı ve usulsüz işler yaparken yakalanan ve daha dün, İstanbul Ataşehir’den 18 sokak köpeğini toplayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ve Türkiye’deki tüm yerel yönetimlere sesleniyoruz: Türk Ceza Kanunu’nda suç olmasına rağmen, yetkisiz ve vasıfsız işçilerinize hayvanlara uygulattığınız anestezik maddeleri kamu güvenliğini de hiçe sayarak kullanmaya son verin. Vicdandan, meslek etiğinden, temel hayvan sağlığı prensiplerinden uzak bir şekilde, sokak hayvanlarına soykırım boyutlarında uyguladığınız ve hiçbir utanma belirtisi göstermeden adına “rehabilitasyon” dediğiniz kısırlaştırmalara derhal son verin; veteriner hekimlerinizi meslek etiğine sahip olan ve hayvan haklarına saygılı insanlardan seçin. Duvarlarınızdaki, kapılarınızdaki “rehabilitasyon merkezi” tabelalarını sökün çünkü uygulamalarınızın hiçbirisi, rehabilitasyon ile uyuşmuyor. 80.000 İstanbullu sokak köpeğinin sürgün edildiği 1910 Hayırsız Ada Sürgünü’nden günümüze kadar devam eden ve Türkiye’nin en kadim canlılarından olan sokak hayvanlarının kökünü kurutma niyetinizden, soykırım ve imha uygulamalarınızdan, politikalarınızdan vazgeçin.

Son olarak, tüm Türkiye toplumuna, mahallelerimizdeki komşularımıza sesleniyoruz: Yüzyıllardır sokak hayvanları ile birlikte yaşam kültürümüzü unutmayın; sokağınızdaki, mahallenizdeki hayvanların bilinmeze gönderilmesine izin vermeyin. Yerel yönetim eliyle sokak hayvanlarına yapılan her müdahalenin, yaşam alanlarımıza, bir arada var olma kültürümüze, en temel aidiyet ve adalet hislerimize saldırı olduğunu unutmayın. Mahalle sakinlerimiz olan sokak hayvanları toplatıldığında mutlaka hangi belediye tarafından, nereye, ne amaçla götürüldüklerini sorun. Onları kimsesiz bırakmayın, mahallenize geri getirilmeleri için talepte bulunun.

HAYVAN HAKLARI İZLEME MERKEZİ ve KOMİTESİ (HAKİM)